14 Şubat 2019 Perşembe

Ortaçağcılar sanat-halk düşmanlığında sınır tanımıyor!

Gericilikte kimsenin eline su dökemediği Yeni Akit adlı tetikçi gazete, yine her zaman olduğu gibi kusursuz bir şekilde ‘tetikçilik’ görevini yerine getirdi. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde düzenlenen  bir sergide bulunan resimlerde annesinin yanında duran üstsüz bir çocuk görüp heyheylenen gericiler ‘sanat adı altında rezalet’ diyerek sanat eserlerini hedef gösterdi.

12 Şubat 2019 Salı

Mahirler’i anmak suç değildir!



Kurtuluş Partisi Gençliği olarak, 30 Mart 1972’de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşlarını anmak için, 1 Nisan 2018’de Kadıköy Altıyol’da eylem yapacaktık. Ancak basın açıklaması yapacağımız yere henüz ulaşamadan kolluk kuvvetleri tarafından saldırıya uğrayıp gözaltına alınmıştık.
Bunun sonucunda “terör örgütü propagandası” yapmak suçlamasıyla çoğunluğu genç yoldaşlarımız olmak üzere 11 yoldaşımız hakkında dava açılmıştı.
Davanın ikinci duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Davada söz alan yoldaşlarımız, Mahir Çayan’ı anmanın suç olmadığını ve asıl suçluların ülkenin tam bağımsızlığını isteyen Mahirler’i ve arkadaşlarını katledenler olduğunu bir kez daha mahkeme salonunda haykırdı.

6 Kasım 2018 Salı

Bugün YÖK’ün doğum günü!



Dershaneydi, etüt merkeziydi, özel dersti derken binlerce liralık masrafa ve en az 1 yıl süren psikolojik baskıya dayanarak kazanıp geldiğimiz üniversitelerde; siyasetin ‘s’sini bile aklımızdan geçirsek kafamıza yiyeceğimiz sopanın gölgesi ve daha okula kayıt yaptırır yaptırmaz girdiğimiz borç yükü altında, mezun olduğumuzda ne iş yapacağımızı asla bilemeden yıllarımızı geçiriyoruz. Okul bitiyor, daha iş bulamadan, üstelik edindiğimiz mesleki birikimle alakalı bir iş bulup bulamayacağımızı bile bilmiyorken, “yıllardır temel ihtiyaçlarını bile zor karşılayıp yarı aç yarı tok geçinebilmek için aldığın krediyi geri öde” diye tepemize çöküveriyorlar. Kimimiz işsiz kalıp bunalıma giriyor, canına kıyan bile oluyor, kimimiz de eğitimini aldığı, hayalini kurduğu meslekle hiç ilgisi olmayan işlerde mecburen çalışıyor.
Oysa üniversiteler ‘bilimsel, özgür düşüncenin’ geliştirildiği, toplumu ilerletecek bireylerin yetiştirildiği kurumlar, bilim yuvaları değil miydi? Kim, nasıl bu hale getirdi?

9 Ekim 2018 Salı

Che Yoldaş’ın devrettiği Kızıl Bayrak Kurtuluş Partililerin ellerinde dalgalanıyor…



Bugün, Kahraman Gerilla Ernesto Che Guevara’nın Bolivya dağlarında, ABD Emperyalistlerince kahpece katledilişinin 51’inci yılıdır.
Son nefesini verinceye dek emperyalistlerce halklara çektirilen her türlü zulme, acıya ve sömürüye dünyanın neresinde olursa olsun karşı durmuştu büyük devrimci. Onun mücadelesi, İnsanlığın Kurtuluş Bilimi olan Sosyalizmi dünya halklarının her birine ulaştırmak ve sömürünün hâkim olduğu tüm düzenleri ortadan kaldırmaktı. İşte 51 yıl önce bugün, Che Yoldaş aramızdan bedence koparılırken dahi bu yüce dava uğruna mücadele etmekteydi.
Yoldaş’ımızı kahpece katleden CIA ajanları ve halk düşmanları, tahmin edebilirler miydi ki; bugün sömürüsüz, eşit ve kardeşçe bir yaşamı düşleyen tüm devrimciler, Kahraman Gerilla Che Yoldaş’ın bükülmez iradesini, emperyalizme karşı her türlü düşünce ve eylemini örnek alacaklarını.

29 Eylül 2018 Cumartesi

Yeni bir okul dönemi, yeni bir mücadele dönemidir!


Dostlar, kardeşler...
Asgari ücretle geçinmeye zorlanan milyonlarca insanın bile sabah uyandığında “bugün dolar ne kadar?” derdine düştüğü; binlerce işçinin çalıştığı şeker fabrikaları gibi kurumların yok pahasına yandaşlara satıldığı ya da kapatıldığı; ev kiralarının arttığı; elektrik, su, doğalgaz, gıda ile birlikte toplu taşıma ücretleri vb. her türlü ihtiyacın acımasızca zamlandığı; gazetelerin kâğıt parası bile bulamayıp yayın hayatına son verecek noktaya geldiği, insanların markete, pazara çıkmaya korktuğu, diğer taraftan ABD ve AB Emperyalistlerinin Ortadoğu’yu kanla suladığı bu karanlık günlerde yeni bir eğitim öğretim yılına giriyoruz.
Ve asalak, gerici, sömürgen Parababalarının iktidarında her zaman olduğu gibi şimdi de biz öğrencilerin payına düşen daha fazla zorluk ve sefalet oluyor. Oysa bizler, sürekli değişen sınav sistemlerine, akıl ve bilim dışı ezberci sınav sistemlerine rağmen gençliğimizin bir bölümünü test kitaplarıyla, dershane yollarıyla feda ederek bu okulları kazanmadık mı?

2 Eylül 2018 Pazar

Üç Şehitlerin devrettiği bayrak HKP’nin verdiği Devrimci Mücadelede dalgalanıyor

Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı der ki, “Görev yapıyorduk, muhallebi değil… Görev yapmada çok iyi biliyoruz; vurmak da vardır, vurulmak da. Hepsi vız gelir ve de gelmelidir.”
Bu sene de her yıl olduğu gibi Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’nın düşünce evlatları olan biz Halkın Kurtuluş Partililer; 40 yıl önce aramızdan bedence koparılan Üç Kızıl Karanfilimizi, Mahmut-İbo-Sadi ve Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaşlar’ımızı anmak için Karşıyaka Mezarlığı’ndaydık.
Parti bayraklarımızla, pankartlarımızla ve sloganlarla tek yürektik; Yoldaşlar’ımızın uğruna canlarını ikirciksiz feda ettikleri bu kavgada sonuna kadar savaşacağımızı haykırdık!
Mahmut-İbo-Sadi Yoldaşlar’ımızın mezarı başındaki konuşmayı Çiğdem Yoldaş yaptı.
Konuşmasının genel özeti şu şekilde;
Üç kızıl karanfilin mücadeleyi başlattıkları yer Ankara’nın Şentepe bölgesiydi. O dönemde iktidarda bulunan, ABD-AB Emperyalistlerinin sözünden çıkmayan yerli satılmışlar, Şentepe mahallesini Kontgerilla’nın sivil gücü olan MHP’li faşistlerin zulmüne bıraktılar. Mazlum Şentepe Halkı bir yandan Kontgerilla’nın zulmü ile baş etmeye çalışırken, öte yandan işsizlik ve pahalılık cehenneminde yanmaktaydı.

24 Mayıs 2018 Perşembe

Parababalarının Sömürü Düzeni Berkay Çiftçi’yi Katletti!

Lokman Hekim Sağlık Meslek Lisesi’nde okuyan, babası ESBAŞ Serbest Bölge’de işçi olarak çalışan 18 yaşındaki Berkay Çiftçi dün sabah İZBAN’ın Gaziemir durağından trene binmek istedi. Yeni “Artı Para” uygulamasına göre kartında en uzak mesafeyi karşılayabilecek bakiyenin bulunması gerekiyordu. Berkay Çiftçi kartını makineye okuttu, yeterli bakiye olmadığını görünce, okula yetişebilmek için tel örgülerden atladı.

19 Mayıs 2018 Cumartesi

19 Mayıs Emperyalizmle ve işbirlikçileriyle mücadele günüdür

Bugün 19 Mayıs. Mazlum halkların emperyalizme karşı kazandığı ilk ulusal kurtuluş savaşının, Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın kıvılcımının çaktığı gün. O kıvılcımın yaktığı meşale bugün İkinci Kurtuluş Savaşı'mıza yol gösteriyor.
Dün kapıdan kovduğumuz Emperyalistler bugün bacadan ülkemize geri girdiler. Bizler de aynı Birinci Kurtuluş Savaşı'mızda olduğu gibi İkinci Kurtuluş Savaşı'mızla Emperyalistleri bir daha gelmeksizin ülkemizden kovacağımızı haykırmak için Kadıköy'de alanlardaydık.

18 Mayıs 2018 Cuma

Asla söndürülemeyecek mücadele ateşi: 19 Mayıs

Bundan tam 99 yıl önce, Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliyecilerimiz işgal altındaki vatanımızı Emperyalistlerden ve yerli işbirlikçilerinden kurtarabilmek için “Ya İstiklâl Ya Ölüm”şiarı ile yola çıktılar. Dünyada emperyalizme karşı kazanılan ilk bağımsızlık savaşını, Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı gerçekleştirdiler. Emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçilerini ülkemizden kovdular. 19 Mayıs, Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mıza kıvılcım olmuştur, İkinci Kurtuluş Savaşı’mızın da meşalesidir!
Emperyalistler, 99 yıl önce kaybettikleri bu savaşı, uğradıkları bu müthiş hezeyanı unutamadılar. Sömürdükleri diğer mazlum halklara umut olmasını, yeni bağımsızlık mücadelelerine örnek olmasını sindiremediler. Besledikleri derin intikam duygusu ve emperyalist emellerini hayata geçirme arzusuyla pusuya yattılar. Vatanımızı topuyla, tüfeğiyle işgalinde başarılı olamayan emperyalist çakallar bu kez başka bir yol izlediler; ekonomik, siyasi olarak ablukaya aldılar, kendilerine bağımlı hale getirdiler ülkemizi. İşbirlikçilerini iktidara getirerek, planlarını onların eliyle hayata geçirdiler. Sevr adlı yırtılıp suratlarına fırlatılan hedeflerini, allayıp pullayarak yeniden getirdiler önümüze.Ülkemizi 1950 yılından bu yana AB-D Emperyalistlerinin belirledikleri hain işbirlikçileri yönetmektedir ve bunların tamamı bu projeyi hayata geçirmek için çalışmıştır. Yoksulluk cehenneminde yanan, CIA İslamı’yla uyuşturulan halkımız, 70 yıldan bu yana emperyalizmin uşaklarına mahkûm edilmiş durumdadır.
Bütün bu uğraşlarının sebebi Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın intikamını almak, Yeni Sevr’i hayata geçirmektir. Ve vatanımızı üç parçaya bölmektir. İşte bu yüzden Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın izlerini silmeye çalışmakta, yakaladıkları her fırsatta Mustafa Kemal’e ve silah arkadaşlarına hakaretler savurmaktalar. Çünkü “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek emperyalistleri denize döken Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliyecilerin Antiemperyalist ruhlarından hâlâ korkmaktalar.

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Üç Fidan’ı 1 Mayıs gözaltımızda, Gayrettepe’nin Zindanlarında andık, mücadelelerini yaşattık



Partimiz bu sene, her sene olduğu ve her sene de olacağı gibi 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak amacıyla, Beşiktaş’tan yürüyüşe geçti. AKP’giller’in kolluk güçleri bizleri darpederek gözaltına aldı. Yoldaşlarımızı 1 hafta boyunca hukuksuz şekilde Gayrettepe’nin zindanlarında tuttu;bir kısmını tutuklama talebiyle olmak üzere mahkemeye sevk etti, gözlerini korkutmak için. Ancak Kurtuluş Partilileri yıldıramadı, baskılarına boyun eğdiremedi ve hepsini serbest bırakmak zorunda kaldı AKP’giller’in yargısı bu dik duruş karşısında.
İşte böyle bir süreçte Gayrettepe’nin nezarethanelerinde olan Kurtuluş Partililer ve Kurtuluş Partisi Gençliği; 6 Mayıs’ı, Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in, Parababaları tarafından katledildiğini unutmadı, Kurtuluş Partisi Gençliği olarak bulunduğu nezarethane şartlarında 6 Mayıs Anmasını gerçekleştirdi.