9 Ekim 2019 Çarşamba

Che Yoldaş ölmedi Kavgamızda yaşıyor, emperyalizme karşı bizimle birlikte savaşıyor!


Bugün,  9 Ekim 1967’de CIA ajanları tarafından haince katledilen yiğit devrimci Che Guevara’nın bedence aramızdan ayrılışının elli ikinci yıldönümü.
Ezilen halklara önderliğiyle ve dünyanın neresinde olursa olsun emperyalizme karşı duruşuyla Parababalarının korkulu rüyası olmuştu Che Yoldaşımız. Onun ezilen, sömürülen halkların umudu olması ürkütmüştü Parababalarını. Eşit ve insanca bir yaşam uğruna son nefesine dek sürdüğü mücadelesiydi düzen savunucularını bu kadar ürküten. Sandılar ki Che Yoldaş’ı aramızdan bedence ayırırlarsa sonlanır bu mücadele.  Oysa Kahraman Gerilla Che Guevara’nın ateşlediği kıvılcım hiç sönmedi! Bugün, Küba’da, Şili’de, Venezuela’da, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde ABD-AB Emperyalizmine karşı savaşan kim varsa, ellerinde Che’nin resimleri, pankartlarında Che’nin “Patria o muerte!” “Ya Özgür Vatan Ya Ölüm!” şiarı, yüreklerinde ise Che’nin mücadelesi bulunmaktadır.

28 Eylül 2019 Cumartesi

‘Eğitim Yuvalarımızda’ Ölmek Değil, Eğitim Görmek İstiyoruz!


Bildiğimiz gibi 26 Eylül Perşembe günü saat 13:59’da Marmara açıklarında 5.8 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. İstanbul’un özellikle Avrupa yakasında şiddetle hissedilen bu deprem, çok sayıda vatandaşın hayatının tehlikeye girdiği dakikalar yaşattı. Bunlardan bir tanesi de İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın Avcılar Yerleşkesi’nde yaşandı. Depremin merkez üssü Silivri açıkları olduğu için coğrafi olarak oraya yakın olan üniversitemizde deprem çok şiddetli hissedildi ve fakülte binalarında ciddi tahribatlara yol açtı.  Durumun önemini açıklamak için, İstanbul Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edilen Deprem Bilimci Savaş Karabulut’un açıklamasına bakalım:

‘Binalar 99 depreminde ciddi hasar aldı’
“Bizim üniversitemizin binaları 99 depreminde hasar gördü. Biz hasar görmüş binalara girmek istemedik. O dönemde dekanımızla rektör arasında ciddi tartışmalar yaşandı, binaların depreme dayanıklı olmaması üzerinden. Binalarımızdaki kolonlar boydan boya yarılmıştı, bizi farklı farklı binalara dağıtmışlardı. Daha sonra binalarımız, İnşaat Mühendisliği bölümü hocaları tarafından tadil edildi; güçlendirmeye tabi tutuldu. Biz o süreçte güçlendirmelerin performansı sınırlı düzeyde etkileyeceğini ve onun yerine binaların yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini savunmuştuk. Bunu yapmadılar. Bunları yapmadıkları gibi öğrenci sayısı arttı, sürekli yeni öğrenciler alındı. Şehirleşmede risk, nüfusla orantılıdır. Böylece risk arttı. ‘’
‘Kampüs binaları ömrünü tamamladı’

20 Eylül 2019 Cuma

Bilimsel, Parasız, Laik Eğitim için; Aydınlık Yarınlar için; Bizimle, Kurtuluş Partisi Gençliği’yle Örgütlen!



Hep beraber yeni bir okul dönemine daha başladık...
Heyecanlıyız, mutluyuz, şarkıda da söylendiği gibi “sevinçliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz” diyor olabiliriz belki ama aklımızdan çıkarmamamız gereken şeyler de var. Zaten sen bunları yaşayarak gördün, gayet iyi biliyorsun ama gel bir kez daha hatırlayalım beraber…
Evet, biz seni tanımıyor olabiliriz, ismin nedir, nerede okursun, kimsin bilmiyoruz. Ama hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz. Aynı okullarda, sıralarda okuyoruz, aynı eğitimi alıyoruz. Bu yazıyı okuyan milyonlarca genç arkadaşımızla da aynı şeyleri yaşıyoruz. O yüzden bizim neler yaşadığımızı anlatmamız gerekiyor, hadi başlayalım anlatmaya...
1950’lerden beri Türkiye’yi yöneten güçlere baktığımızda, ister sağcı, ister solcu pozları kessinler, hepsinin tek bir ortak noktasını görürüz: Amerikancılık!

16 Eylül 2019 Pazartesi

Üç Şehitlerin devrettiği bayrak bizlerin ellerinde dalgalanıyor


İstanbul İl Örgütü olarak, 1978’de Ankara’nın Şentepe ilçesinde faşist Pol-Bir’li polisler tarafından katledilen Mahmut, İbo, Sadi Yoldaşlar nezdinde tüm Devrim Şehitlerimizi andık.
Anma etkinliğimiz Üç Şehitler nezdinde tüm Devrim Şehitleri anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Etkinliğimiz kendini devrimci mücadeleye adamış ve bu uğurda canlarını feda etmiş olan Devrim Şehitlerimizi anlatan sinevizyon gösterimi ile devam etti. Sinevizyon gösteriminden sonra Kurtuluş Partisi Gençliği’nden Uğur Yoldaşımız, Üç Şehitlerin ve partimizin mücadelesini anlatan bir konuşma gerçekleştirdi. Yoldaşımız konuşmasında şunları dile getirdi:
“Yoldaşlar! Bugün burada kendilerini halkların kurtuluş mücadelesine adayan Mahmut, İbo, Sadi yoldaşlarımızı anıyoruz. 

21 Ağustos 2019 Çarşamba

KYK Yurtlarına yapılan zamlarla, gençlere bir kez daha 'paranız yoksa okumayın' diyorlar


AKP'giller tarafından günden güne içinden çıkılmaz politikalarla halkımız için zulme dönen, Parababalarının kar hırsına kurban edilip ticarileştirilen, düşünüp sorgulamaya düşman Ortaçağcı'ların ellerine teslim edilip gericileştirilen eğitim sistemimizde öğrencilerin göğüs gerdiği zorluklara bir yenisi daha eklendi bildiğimiz gibi: KYK, yurtlara %20 oranında zam yaptı. AKP'giller iktidarında işçilere %8, memurlara ise %4 zam teklif edilirken, öğrenci yurtlarına ise %20'ye yakın zam yapıldı. Buna göre en düşük 168 lira olan yurt ücretleri, yapılan zamla 200 lira oldu. En yüksek 285 lira olan yurt modelindeki yatak ücreti ise 340 liraya yükseldi. 

18 Mayıs 2019 Cumartesi

100 yıl önce yanan bu ateş bugün de bu vatanın gerçek evlatlarının elinde!

Savaştığı cepheden bir emirle çağrılıp İstanbul’a ayak bastığında gördüğü manzara karşısında tek bir şey söyledi; “Geldikleri gibi giderler!”
Bunu söylediğinde tarihler daha 13 Kasım 1918’i gösteriyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması yeni imzalanmış, işgaller hemen ardından başlamıştı, İstanbul Boğazı’na Emperyalist İşgalcilerin savaş gemileri demir atmıştı. İşte böyle bir karanlığın içinde umudu ortaya çıkaran bir söz idi, bu söz. Zaferi, savaşı daha başlatmadan kazandıran bir söz…
Bu sözden 6 ay sonra 1919’da, önce 16 Mayıs’ta Bandırma Vapuru’na bindi İstanbul’dan, 19 Mayıs günü Samsun’da idi. Yanında sayıca bir avuç silah arkadaşı vardı, umutsuzluğun ortasında umut, karanlığın ortasında ışık oldular.

9 Mayıs 2019 Perşembe

Üç fidan yaşıyor, HKP savaşıyor!



Kurtuluş Partisi Gençliği Üç Fidan’ı Mezarları Başında Andı

Kurtuluş Partisi Gençliği olarak, 6 Mayıs 1972’de 12 Mart Faşist Cuntası tarafından katledilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ı bedence aramızdan ayrılışlarının 47. yıldönümünde mezarları başında andık.
Üç Fidan'ın Anti-Emperyalizm’e, Anti-Şovenizm'e ve Anti-Feodalizm’e karşı vermiş olduğu mücadelenin tek ve gerçek savunucuları olan Kurtuluş Partisi Gençliği bugün saat 18:30’da Karşıyaka Mezarlığı 2 No’lu kapının önünde kortej oluşturduk.
Üç Fidan’ın mezarlarının bulunduğu yere doğru Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, 6.Filo’yu Unutmayın!”, “Katil NATO Ortadoğu’dan Defol!”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Üç Fidan Yaşıyor HKP Savaşıyor!’’, “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşımız!” sloganlarıyla yürüdük. Denizler’in mezarları başında tüm devrim şehitleri için saygı duruşunda bulunarak basın açıklaması gerçekleştirdik. Basın açıklamasını Kurtuluş Partisi Gençliği adına Deniz Yoldaş okudu.

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Katledilişlerinin 47. Yılında Üç Fidan Gençliğin Devrimci Mücadelesinde Yaşıyor


“Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan

Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de

Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.”
Pablo Neruda
Bugün 6 Mayıs. Bundan tam 47 yıl önce, üç yiğit devrimci, üç gözü kara delikanlı katledildi. 68 Kuşağının Üç Fidanı, 12 Mart faşist darbesinin mahkemeleri tarafından idam edildi. Üç kızıl karanfilimiz Deniz, Yusuf, Hüseyin Yoldaşlarımız, darağacına giderken dahi mücadelelerinin haklılığından asla tereddüt etmediler. Çünkü biliyorlardı; katledilen sadece bedenleriydi, düşünceleri asla yok olmayacaktı. Çünkü onlar Türkiye Halklarının kurtuluşu için mücadele ediyorlardı. Ve biliyorlardı; insanlığın kurtuluş davasına kendini adayanların asla ölmeyeceğini.

2 Nisan 2019 Salı

ON’ların mücadele bayrağı Kurtuluş Partisi Gençliği’nin ellerinde dalgalanıyor




Ankara 
47 yıl önce bedence aramızdan aldılar. Toprağa karışınca yok olur gider sandılar. Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere Köyü’nde Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kâzım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna, Saffet Alp, yani ON’lar 12 Mart Faşizminin gorilleşmiş generalleri tarafından katledildiler.
ON’ların yolundan gitmek isteyenlere ders olur sandılar. ON’ların adlarını kimse ağzına almaz, unutulur gider diye düşündüler ama İnsanlığın Kurtuluş Mücadelesinde kendi bedenini feda eden Devrimciler unutulmazlar! Unutturulmazlar! Anıları, mücadeleleri kendilerinden sonra gelecek olan halkların, halklara önderlik eden devrimcilerin mücadelelerinde yaşamaya devam ederler.

30 Mart 2019 Cumartesi

On’lar Halkların Kurtuluş Mücadelesinde Ölümsüzleştiler!

Evet, ölümsüzleştiler diyoruz. Çünkü bizler biliyoruz ki ömürlerini Halkların Kurtuluş Mücadelesine adayanlar, “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” şiarıyla Sosyalizm için mücadele edenler ve yoldaşlarını idamdan kurtarmak için gözlerini bile kırpmadan ölüme gidenler, tabiî ki ölümsüzdürler.
Eninde sonunda bu kanser düzeni yıkılacak. İnsanlık Altın Çağ adını verdiği ve yaklaşık 1 milyon 7 yüz bin yıl süren İlkel Komünal Toplumda nasıl kardeşçe yaşamışsa, yine insanın insanı ezmediği, sömürmediği o Altın Çağları bu sefer bilinciyle yeniden yaşayacak. İşte o zaman insanlık, ne insanlığı karanlığa götürmeye çalışan Ortaçağcı gericileri, ne yerli yabancı Parababalarını, ne Kontrgerilla güdümünde devrimci kanı içmeye yeminli faşistleri, ne de kendi çıkarları uğruna milyonlarca masum insanın kanına susamış ABD-AB Emperyalistlerini anmayacak. O kutlu gün geldiğinde insanlık, insanlığın tek bir Sosyalist aile gibi yaşayacağı günler için mücadele eden, kendini bu mücadeleye adayan On’ların isimlerini ve mücadelelerini anacak ve unutmayacak.