23 Nisan 2018 Pazartesi

23 Nisan, AB-D Emperyalistlerine ve yerli işbirlikçilerine karşı “Söz Konusu Vatansa Gerisi Teferruattır” şiarıyla mücadele etme günüdür

Bugün 23 Nisan, Halklarımızın haklı ve meşru direnişi olan Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın kumanda merkezi olan TBMM’nin açılışının ve aynı zamanda Türkiye Halklarının kendi kaderini belirlediği Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
Bugün  Havza ve Amasya Genelgelerinden Erzurum ve Sivas Kongrelerine, TBMM’den, 1’inci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Zaferi’ne giden yolun temel taşı.

14 Nisan 2018 Cumartesi

ABD, FRANSIZ ve İNGİLİZ Emperyalistleri, SURİYE size VİETNAM Olacak!

Emperyalistler, Suriye’de kana ve gözyaşına doymuyor. Katil Emperyalistler şunu bilin ki, 7 yıl önce piyonlarınızı öne sürerek başlattığınız bu savaşı kaybettiniz.
Onurlu ve yiğit Suriye Halkı sizin tüm planlarınıza, piyonlarınıza, tehditlerinize bir kez bile boyun eğmedi.

12 Nisan 2018 Perşembe

İçi Doldurulmuş Meydanda İçi Boşaltılmış 1 Mayıs Kutlanmaz!


Tarih, bir kez daha ihanete sahne oldu. Büyük ve Güçlü İşçi Sınıfımız, sarı sendikacı ağababalar tarafından bir kez daha hançerlendi. Gerçek devrimci sendika Nakliyat-İş ve Birleşik Metal-İş dışındaki sarı sendikalar ve DİSK yöneticileri Parababalarıyla anlaştılar, İşçi Sınıfımızın mücadele günü olan 1 Mayıs’ı sattılar.
1 Mayıs tüm dünyada Birlik, Mücadele ve Dayanışma olarak kutlanırken, sarı sendikalar yüzünden ülkemizde sadece ve sadece klasik bir mitinge indirgenildi ve aslında 1 Mayıs Bayramı’nın özünü yaratan mücadele kavramı hiçe sayılarak bir kenara atıldı. 1 Mayıs sadece saf bir bayram olarak gösterilmeye çalışıldı.

1 Nisan 2018 Pazar

Mahir Çayan ve Arkadaşlarını anmak isteyen yoldaşlarımıza gözaltı


Kızıldere anması için Kadıköy Boğa'da toplanan yoldaşlarımız, Kurtuluş Partisi Gençliği ve parti amblemimizin bulunduğu bayraklar, Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık benim karakterimdir.” sözünün yer aldığı bayraklar, “Kahrolsun Emperyalizm” yazan dövizler, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ın posterleri nedeniyle gözaltına alındı!
Bu gözaltı meşru değildir!
Mustafa Kemal'in “Bağımsızlık benim karakterimdir.” sözü suç değildir!
Partimiz legal bir partidir. Amblemli bayraklarımızı taşımak suç değildir!
“Kahrolsun Emperyalizm” demek suç değildir!
Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve arkadaşları terörist değildir!
Onlar Antiemperyalist, Antişovenist, Antifedolist devrimci gençlerdir. Onlar vatansever, halksever, bu ülkenin devrimci gençleridir.
Biz Kurtuluş Partisi Gençliği olarak “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!” “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi!” “Şeriat Ortaçağdır!” “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşımız” diyerek onların bıraktıkları mücadeleyi devam ettirdiğimizi söylerken, Mahir Çayan’ın, Deniz Gezmiş’in ve arkadaşlarının “6. Filo Defol” eylemlerini, “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” “Ya İstiklal Ya Ölüm!” sözlerini unutup vahşice katledilmelerinin yıldönümlerinde nasıl olur da anmayız? Yoldaşlarımızı anmak bizim en meşru hakkımızdır!

30 Mart 2018 Cuma

On’lar Halkların Kurtuluş Davası’nda yaşıyor!




 30 Mart 1972’de Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere Köyü’nde 12 Mart Faşizminin gorilleşmiş generalleri tarafından katledilen Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna, Saffet Alp’i katledişlerinin 46. yıl dönümünde mezarları başında anıldık.
Kurtuluş Partisi Gençliği olarak On’ların Anti-Emperyalizme, Anti-Şovenizme, Anti-Feodalizme karşı vermiş oldukları mücadelenin gerçek devamcıları olduğumuz bilinci ile 30 Mart günü saat 18.00’ da Karşıyaka Mezarlığı 2 nolu kapıda etkinliğimizi gerçekleştirmek üzere toplandık.

29 Mart 2018 Perşembe

Kızıldere şehitleri ölümsüzdür


İnsanlığın kurtuluş mücadelesine kendilerini adamış, gözlerini kırpmadan hayatlarının baharında “Tam Bağımsız Türkiye” için, Sosyalizm için ve Yoldaşları için ölüme yürüyenler tabiî ki ölümsüz olacaklar.
Eninde sonunda bu kanser düzeni yerini insanlığın tek bir aile olduğu Sosyalizme bıraktığı zaman, insanlığı Ortaçağ karanlığına götürmeye yeminli gericilerin, AB-D Emperyalistlerinin kanlı, Halk düşmanı Kontrgerilla’nın güdümünde Devrimci kanı içmeye yeminli faşistlerin, yerli ve yabancı Parababalarının isimleri değil, Halklarımızın düşmanı bu güruha karşı mücadele vermiş, Türkiye Halklarının dostu On’ların isimleri ve mücadeleleri yaşayacak.
On’lar; Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna, Saffet Alp kendileri gibi İkinci Kurtuluş Savaşçısı olan Deniz GezmişHüseyin İnanYusuf Aslan’ın Parababalarının mahkemeleri tarafından verilen idam karanının uygulanmasını engellemek için ölümsüzleştiler.

16 Mart 2018 Cuma

Partiyi sırtlayan önder: Yakov Sverdlov


Popülizmin gazabına henüz uğramayan, “devrimci ortamda” pek az bilinen bir “Parti İşçisi”dir Yakov Mihayloviç Sverdlov. Kısa ömrünün üçte birini gerici Çarlık Rusyası’nın uğrattığı sürgünlerde geçiren Sverdlov, Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın cezaevlerini birer kızıl üniversiteye çevirdiği gibi, sürgün gittiği köylerde, azgın Çarlık Rusyası’nın çizmeleri altında ezilen yoksul köylüleri örgütlemiş, sürgün hayatının getirdiği zorluklar, Menşeviklerin, anarşistlerin ve sosyalist devrimcilerin yarattığı olumsuz ortam nedeniyle yılgınlığa düşmüş olan sürgündeki Bolşeviklere, devrimci inancı ve kararlılığı yeniden aşılamıştır. Devrimci kavgaya henüz 16 yaşında giren Sverdlov, kendi deyimiyle “Göğsünde kalbi çarptığı müddetçe, damarlarında kanı aktığı müddetçe”, 18 yıl boyunca, sürgündeki ve hapishanelerdeki iletişim kıtlığına rağmen, çok sevdiği öğretmeni Lenin Usta’nın hattından sapmamıştır. Şubat Devrimi’nden önce, Çarlık Rusyası’nın gizli polis örgütü “Ohrana”yı çoğu kez keskin zekası ve soğukkanlılığı ile atlatmayı başarmıştır. Mükemmel bir ajitatör, örgütleyici ve propagandist olan Sverdlov, Rusya ve çevresindeki işçi sınıfının örgütlenmesinde en büyük pay sahiplerinden bir tanesidir. Çoğu kez büyük toplantılarda işçilere hitap etmiş, pratik önderlğinin yanı sıra, teorik önderliği sayesinde ileri işçileri kadrolaştırmıştır. Yüreğindeki devrimci ateş, insan sevgisi ve hayvan sevgisiyle, tam anlamıyla “gerçek insan”dır Sverdlov. Sürgünde olması sebebiyle, ilk çocuğu Andrey’i her ne kadar ilk kez 1,5 yaşında görebilmişse de, çocuklarına ve eşine karşı olan sevgisi onun insan sevgisini bize göstermektedir. Sürgündeyken sahip olduğu, çok sevdiği köpeğini kaybettiği zamanki duyduğu derin üzüntüyü, eşi Klavdiya Sverdlova kitabında aktarmıştır. Günlük yaşamda da oldukça sorumluluk sahibi olan Sverdlov, hapishane ve sürgünde alıştığı komün hayatı ve kendi kendine yetebilme özelliğini sürdürmüştür.

15 Mart 2018 Perşembe

16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamlarını unutmayacağız



Bundan 40 yıl önce 16 Mart 1978 yılında, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde faşist katil sürüleri, okuldan topluca çıkan devrimci, demokrat öğrencilere bombalarla, taramalı silahlarla vahşice saldırmıştı ve bu saldırının sonucundaCemil Sönmez, Hatice Özen, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt halkların kurtuluş mücadelesinde canlarını verdiler. Ancak onların isimleri ve mücadelesi o günden bugüne yaşıyor, yaşatılıyor.
Nasıl gerçekleşmişti bu canice saldırı, sebepleri nelerdi?
27 Mayıs Politik Devrimi’nin yarattığı ortam sayesinde sol klasik eserler, Marks, Engels, Lenin ve daha birçok devrimci eser Türkçe’ye çevrilmişti. Gençler ve özellikle üniversite gençleri bu kitaplarla tanışmış, onları okumaya başlamıştı. Ülkemizde sosyalizm hızlıca yaygınlaşıyor ve gelişiyordu. İşte bu gelişme sürecinde 68 Gençliği ortaya çıktı. Denizler, Mahir’ler, Sinan Cemgiller ortaya çıktı. Özellikle gençlik içerisinde sosyalizm yaygınlaşıyordu. Ancak bunu gören ABD-AB Emperyalistleri hızla yükselen bu ivmeyi durdurmak için 12 Mart 1971 Faşist Darbesi’ni tezgâhladılar. Gençliğin önderlerini katlettiler. Denizleri astılar, Mahirleri Kızıldere’de, Sinanları Nurhak’ta katlettiler.

11 Mart 2018 Pazar

Katledilişinin 4’üncü yılında mezarı başında Berkin'i andık


Berkin, bundan tam 4 yıl önce kaybetti 269 gün süren yaşam savaşını. 14 yaşındaydı vurulduğunda, hastanede yaşam mücadelesi verirken geçirdi 15’inci yaş gününü...
 AKP'giller’in kolluk kuvveti tarafından canice saldırılara maruz kaldığımız Gezi İsyanı günleriydi. Annesine ‘sen çıkma, ben hızlı koşarım. Hemen gider gelirim' diyerek evden ekmek almaya çıkmıştı. Ne ekmeğini götürebildi eve, ne de bir daha koşabildi Berkin...
Kurtuluş Partisi Gençliği olarak, Berkin'in bedence aramızdan ayrılışının 4’üncü yılında mezarı başındaydık. AKP'giller’in, Gezi İsyanımızdan korktuğu gibi, Gezi İsyanımız'da aramızdan aldığı katlettiği gençlerimizin anılmasından da korktuklarını gördük. Mezarlığın girişi otomatik tüfekli onlarca özel tim polisiyle tutulmuştu, adeta ‘kuş uçurtmamak' için toplanmışlardı. 14 yaşında, henüz bir çocukken katlettikleri Berkin'den nasıl korktularsa, yoldaşlarından, ağabeylerinden ablalarından da öyle korktuklarını gördük, yaşadık.
Berkin'in mezarına doğru yürüyüşe geçtik “Berkin Elvan Ölümsüzdür”, “Berkin'in hesabı sorulacak” sloganları eşliğinde, bayraklarımızı dalgalandırarak.
Mezar başına geldiğimizde bir kez daha anladık AKP’giller’in Berkin’den ve onu anmak isteyenlerden neden korktuğunu. “Akın var, güneşe akın” yazıyordu Berkin’in mezarında... Bu akındı onları böylesine korkutan. 14 yaşında bir çocuğu öldürüp arkasından terörist diyebilecek kadar alçaltan da işte bu korkuydu.

Berkin Elvan’ı Anmak için gerçek Antiemperyalist olmak gerekir


     
 Daha 15 yaşındayken ve bakkala ekmek almaya giderken kafasına isabet eden bir gaz kapsülü aldı onu bizden. Berkin 269 gün süren yaşam mücadelesinden ne yazık ki mağlup ayrıldı. Ve 11 Mart 2014 tarihinde aramızdan ayrıldı.
Peki, kimdi Berkin’in katilleri?
Emperyalizm ve onun yerli işbirlikçiliğini yapan AKP'giller.
Acımasızca ve insanlık dışı saldıran polisler tarafından katledildi Berkin Elvan.
Peki, niye saldırıyordu polis?
Şanlı Gezi İsyanı’mızda; İstiklal Caddesi’nde toplanan yüzbinlerce insanımız “Faşizme Karşı Omuz Omuza!”, “Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam!” diye bağırıyordu.
Bu bağırış, Mustafa Kemal ve Laiklik düşmanı AKP’giller’e karşıydı.
Bu haykırış; Ortaçağcılığa, Laik Cumhuriyet’in kerte kerte yıkılmasına karşı bir öfkeydi.