7 Ocak 2021 Perşembe

Gençliğin örgütlü yumruğu tüm baskıları, gözaltıları ve kelepçeleri kırar!

 



Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin, AKP onaylı atanmış rektör Melih Bulu’ya karşı günledir süren haklı mücadeleleri hala devam etmektedir. Öğrencilerin bu mücadeleyi yürütürkenki temel hedefleri başta atanmış rektör Melih Bulu’nun yerine demokratik bir seçimle seçilecek olan bir rektörün geçmesidir. İşte Boğaziçi Üniversitesi öğrenci arkadaşlarımız günlerdir bunun için direnmektedir. En temel ve demokratik hakları için direnmektedir.

3 Ocak 2021 Pazar

AKP’giller onaylı kayyum rektörler kabul edilemez



Bilindiği üzere geçtiğimiz gün yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile beş üniversiteye AKP’giller onaylı yeni rektörler atandı. Başta Boğaziçi Üniversitesi gelmek üzere Pamukkale Üniversitesi, Antalya Bilim Üniversitesi, Beykoz Üniversitesi ve Çağ Üniversitesi bu beş üniversiteyi oluşturmaktadır. Bu atamaların tek bir amacı vardır, o da hep söylediğimiz gibi AKP'giller’in iktidara geldiği günden beri Türkiye gençliğini kendi Ortaçağcı Gerici zihniyetlerine uygun bir halde kindar ve dindar bir nesil olarak yetiştirmeye çalışmalarıdır. Geçmişte bunu başarabilmek için FETÖ gibi cemaatlerle el ele vererek gençlerimizi ‘ışık evleri, abiler, ablalar’ yoluyla kandırmaya çalıştılar. Birçok halk çocuğunu onların kirli oyunlarına alet ettiler. Şimdi de AKP'giller gençliğimizi ve bilim yuvası olması gereken üniversitelerimizi baskı altında tutabilmek için kendilerinden onay almış rektörleri üniversitelerin başına geçirmektedir. Hatta bu atamalar ilk defa da yapılmış değildir, daha önce de ODTÜ’ye atanan AKP'giller onaylı Verşan Kök bunların bir örneğidir.

9 Aralık 2020 Çarşamba

Mahir Çayan ve yoldaşlarını anmanın suç olmadığı bir kez daha kanıtlandı

 

Kurtuluş Partisi Gençliği olarak, İstanbul’da 1 Nisan 2018 tarihinde Kızıldere katliamını protesto etmek ve Kızıldere Şehitlerini anmak için toplanan yoldaşlarımız daha eylemlerine başlamamışken, polisin uyarı dahi yapmadan orantısız gücüyle karşılaşmış ve ters kelepçe yapılarak gözaltına alınmışlardı. Yoldaşlarımızın bu şekilde sert ve orantısız bir müdahaleye uğramalarının sebebi ise 30 Mart 1972’de Kızıldere’de Mahir Çayan ve yoldaşlarının uğradığı katliamda devrim şehidi olmuş On’ları anmak istemeleriydi. Polisin günler öncesinden anmamızı engellemek için hazırlandığı ise o gün orada bulunan yüksek sayıda resmi ve sivil polisin bulunmasından belliydi. Gözaltına alınan yoldaşlarımız nöbetçi mahkemeye tutuklanma talebi ile sevk edilmiş ancak çok açık bir şekilde belli olan hukuksuzluğa karşı savunmalarında “Mahir Çayan’ın da, Deniz Gezmiş’in de terörist olmadığını tam tersine yargılandıkları mahkemelerde ve tarih önünde de suçsuz olduklarının onlarca defa kanıtlandığı ve onları anmanın suç olmadığını” belirtmişlerdi. Bu savunmalarının sonucunda yoldaşlarımız adli kontrol ve yurt dışı yasağı ile serbest bırakılmışlardı.

5 Aralık 2020 Cumartesi

Gençlik Sömürü İstemiyor, yaşanabilecek bir gelecek istiyor

 

Bugün Türkiye gençliği, toplumumuzun bir avuç Parababası dışında kalan tüm diğer kesimleri gibi hem maddi hem de manevi olarak sömürülmektedir. Biz gençler ise bu sömürünün tam ortasında belirsiz bir gelecek içinde bir taraftan eğitim hayatımızı tamamlamaya çalışırken bir taraftan da önümüzde duran bu belirsiz geleceğin bizler için nasıl bir yaşam getireceğini tahmin dahi edemeden yaşamaktayız. Bizler küçük yaşlarımızdan itibaren at yarışı misali bizlere ‘iyi bir gelecek’ uğruna denilerek yapılan sınavlara hazırlanarak yıllarımızı harcadık. Asla ama asla bilgimizi ve becerimizi ölçmeyen bu sınavlarda başarılı olabilsek bile üniversitelerimizi bitirdiğimizde karşımıza işsizlik gerçeği çıktı. İş bulabilsek bile asgari ücret dahi etmeyen maaşlara hafta sonlarımızı dahi vererek, kendimize ait bir yaşam alanı kuramadan çalıştırılma gerçeği çıktı.

30 Kasım 2020 Pazartesi

Parababaları düzeni can almaya devam ediyor!

 


İnsanlığın ve insana dair her şeyin düşmanıdır Parababaları düzeni.

Dünya emekçi ve yoksul halklarının, İşçi Sınıfının elleriyle yarattığı zenginliği gasp eden Parababalarının sömürü düzenidir.

Küba Devriminin Önderi, Küba’nın Emperyalizme meydan okuyan lideri Fidel Castro, bu vicdansız, insanlık düşmanı düzeni şu sözlerle ifade ediyordu:

16 Kasım 2020 Pazartesi

Emperyalistlerden para dilenirken ‘eğitimde başarı hikayelerinin’ yalan olduğunu itiraf ettiler!

 


Hep söyleriz, AB-D Emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri için insan hayatının hiçbir değeri yoktur. Onlar, insanların eğitim, sağlık gibi en temel haklarını bile parayla satarken, parası olmayanın bu haklardan faydalanmaması gerektiğini de yüzleri hiç kızarmadan savunurlar. Bundandır ki, AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana, ülkemizde sağlık ve eğitim sistemleri ‘parası olan faydalansın’ zihniyetiyle her geçen gün daha da kötüleşti. Parababalarının özel okulları, hastaneleri devletinkilerden daha kaliteli, daha kolay ulaşılabilir hale getirildi. AKP’giller çıkarttıkları yasalarla, teşviklerle özel kurumların mantar gibi dört bir yanda çoğalmasını sağladı, halkımızı insan hayatını nakde çeviren bu ticarethanelere yönlendirdi. Ama bir yandan da, ‘sağlıkta çağ atlattıklarını’, ‘eğitimde başarı hikayeleri yazdıklarını’ söylemekten, halkımızı gözünün içine baka baka aldatmaktan geri durmadılar.

Kadın cinayetlerinin sorumlusu; AB-D uşağı, Parababaları düzeninin bekçisi AKP’giller’dir!


Gün geçmiyor ki sayısız dehşetengiz kadın cinayetine bir yenisi daha eklenmesin. Geçtiğimiz gün de yine ve yeni bir kadın cinayeti ile güne gözlerimizi açtık. Bu sefer vahşete kurban giden kardeşimiz Denizli’den, öğrencisi olduğumuz Pamukkale Üniversitesi’ndendi. Tıpkı kendisinden önceki pek çok kadın cinayeti gibi, okulumuz öğrencisi Tuba Toktaş da erkek arkadaşı, insanlık yoksunu bir canavar tarafından vahşice katledildi. Bu cinayetlere günbegün bir yenisinin eklenmesi, AKP’giller iktidarının ve yandaş Ortaçağcı kalemşorların bütün dikkat dağıtma çabalarına rağmen bu sorunun en kör göze bile batacak hale gelmesi, ne bireysel hatalara ne de tesadüflere başvurularak geçiştirilebilecek bir mesele değildir.

5 Kasım 2020 Perşembe

Emeklerimizin, Geleceğimizin, Yarına Olan Umudumuzun Yok Olup Gitmesine İzin Vermeyecek, YÖK’ü Tarihe Gömeceğiz!

 

12 Eylül faşist-askeri darbesinin sonucu olarak, ABD’nin bizzat kendi emriyle ülkemizdeki devrimci, demokrat ve yurtsever öğrenci-akademisyen insanlarımızı üniversitelerden ve kürsülerden tasfiye etmek için görevlendirilen YÖK, 39 yıldır bu görevine hiç aksatmadan; laik ve demokratik eğitime, parasız eğitim taleplerine ve bilime olan düşmanlığına tüm kararlığıyla devam etmektedir.

YÖK parasız eğitimi sağlamak yerine gençleri borca sürüklemektedir;

Kurulduğu günden bu yana öğrencilerin hiçbir şekilde yanlarında olmayan YÖK, yalnızca kendi yandaşlarına verdiği çeşitli burslar ile öğrencilerin KYK borçlarına mahkum olmasına göz yummaktadır. Bugün ülkemizde Kredi Yurtlar Kurumu’nun yaptığı açıklamaya göre 5 milyon öğrenci kredi borcunu ödeyememektedir. Bu vahim tablo karşısında yüreklerinde en ufak bir sızı hissetmeyen YÖK yöneticileri, hiçbir şekilde öğrencileri bu sıkıntılara sokan problemlere çözüm üretmemektedir. Bizler, Kurtuluş Partisi Gençliği olarak biliyoruz ki YÖK hiçbir zaman öğrencilerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyecek, üretemeyecektir!

26 Ekim 2020 Pazartesi

ÖSYM, emek hırsızlığına devam ediyor!

 


6 Eylül 2020’de, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilen KPSS Genel Yetenek ve Genel Kültür oturumu sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından KPSS’de skandal yaşandığı ortaya çıktı.

Abbas Güçlü’nün aktardığına göre, KPSS’de çıkan soruların cevaplarında değişiklikler yapıldı. 3 soru ise iptal edildi. Sosyal medya hesabından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Güçlü, “Vah ÖSYM vah! KPSS‘de iddialar doğru çıktı, doğru seçenekler değişti, iptaller var! Temel 12. sorunun E cevabının C olarak, ÖABT Fen 28. sorunun D olan cevabı C olarak düzeltildi, ayrıca Beden 55, Din 74 ve Okul Öncesi 52. sorular iptal edildi! Gelde bu ÖSYM’ye ve sınav güven!” ifadelerine yer vermişti.

AKP’giller iktidarı eğitimde her geçen gün bilimsellikten, laiklikten uzaklaşarak kendi Ortaçağcı ideoloji anlayışlarını hâkim kılmaya çalışmaktadır.  ÖSYM tarafından hazırlanan sınavlarda her yıl farklı şaibelerle karşılaşılmaktadır. AKP’giller, FETÖ ile 15 Temmuz ganimeti paylaşım savaşına girmeden önce, hepimizin hatırlayacağı üzere 2011 yılında YGS sınavının soruları çalmış, şifreleme yönetimi ile FETÖ’ye verilerek milyonlarca öğrencinin emeği ve hayallerinin çalınmalarına neden olmuştur.

O dönem Kurtuluş Partisi Gençliği olarak “Emek Hırsızı ÖSYM” şiarıyla meydanlara inerek çalınan haklarımız için mücadele etmiştik.

Yine bu sene KPSS’de yaşanan skandal ÖSYM’nin diğer hırsızlıklarının yanına eklenmiştir. ÖSYM gençliğin hayalleriyle oynamaya, emek hırsızlığı yapmaya devam etmektedir.

Kurtuluş Partisi Gençliği olarak diyoruz ki; gençliğin hayallerini ve emeklerini çalanlar, bugün AKP’giller’in hukuk bürolarına dönüşen mahkemelerde yargılanmayabilirler. Ancak emri sadece hukuktan ve vicdanlarından alan hakim ve savcılar tarafından bağımsız mahkemelerde yargılanmaktan kaçamayacaklar. Eninde sonunda çelik bilezikle tanışacaklar. 26 Ekim 2020

Yaşasın Gençliğin Devrimci Mücadelesi!

Emek Hırsızı ÖSYM!

Kurtuluş Partisi Gençliği

 

25 Ekim 2020 Pazar

Eğitim en temel insan hakkıdır! KYK borçları derhal silinsin!

 Eğitim en temel insan hakkıdır. Devlet üniversitelerini kazanan öğrencilere ve dolayısıyla ailelerine yüklenen kayıt ücretleri, har(a)çlar, zorunlu “bağışlar”, ulaşım, beslenme ve barınma masraflarının toplamı asgari ücretin üzerindedir. Yani günümüzde eğitim, paran varsa kullanabildiğin ve harcadığın kadar genişleyen bir 'hizmet' haline gelmiştir.

Türkiye’de Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) borçlarını ödeyemeyen öğrencilerin sayısının 5 milyona ulaştığını, 280 bin üniversite mezunu hakkında ise yasal işlem başlatıldığını ve öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyen kişilerin maaşlarına haciz konulduğunu hepimiz biliyoruz.