5 Nisan 2020 Pazar

AKP İktidarı, 18-20 yaş arası Çalışan Emekçi Gençlerimizi ölüme gönderiyor!

Dünyanın ve ülkemizin son aylarda korona virüsten kaynaklı içinde bulunduğu olumsuz durum ortada. Koronavirüs tehlikesi, artık ülkemiz için uzak bir coğrafyadaki endişe verici bir durum değil, ülkemizde yüz yüze gelinen somut bir tehlike olmuştur. Bu virüsten dolayı ilk, orta ve yüksek okullar dönem sonuna dek tatil edildi. İnsanlar, eğer imkânları varsa, evlerinden zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak dışında çıkmamaktadır. Bilim insanları da böyle önermektedir. Ancak kapitalist düzenin içinde yaşayan ülkemizde ise dışarı çıkmayanlar azınlığı oluşturmaktadır. Çünkü Devlet, açıkladığı yardım paketlerinde sadece patronlara yardımı hedef koyarken, onlara olanaklar sunarken; çalışan, her gün dışarı çıkmak zorunda kalan emekçi halkımıza ise sabır ve dua’yı önermektedir.

29 Mart 2020 Pazar

Kızıldere Şehitleri Ölümsüzdür! ON’lar yılmadı! Bizde İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak yılmayacağız!


“Yaşamanın en güzeli bizde biçimlenmiştir. Eğilmeden sıkılı bir yumruk gibi yaşamak! Zalimlere ve uşaklara karşı yalvarmadan. Emperyalizme ve onun uşaklarına korku salarak yaşamak. Bizim için hayatın, yaşamanın en güzeli bu…

“Gelecek bizimdir. O gelecek çile istiyor, işkence, ölüm istiyor. Buna katlanmak gerek.’

Kızıldere’de katledilen Devrimci Gençlik önderlerinden Cihan Alptekin, annesine Bursa Cezaevi’nden yazdığı mektubunda bu satırları kaleme alıyordu.

27 Mart 2020 Cuma

PAÜ'de Ortaçağcı yapı istemiyoruz! Tarikatların çıkarlarıyla dizayn edilen eğitime hayır!


Okulumuz Pamukkale Üniversitesi'nin İlâhiyat Fakültesi'nde birtakım hadiselerin yaşandığına dair yabana atılmayacak iddialar dillendirilmeye başlanmıştır. Ünlü ilahiyatçı yazar Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bunu şu şekilde duyuruyor:
"Birkaç gün önce “Kıymetli Dekanlarımız” hitabıyla başlayan bir metin mesajı aldım.
Mesajın sahibi, kendisinin de dâhil olduğu bir grup genç akademisyen adına Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde yaşanan birtakım garip olaylar ve sıkıntıların kamuoyuna duyurulması ve aşağıdaki metinde anlatılan sorunlar ve sıkıntıların bertaraf olunması yönünde yardım istiyordu. Söz konusu fakültede yaşanan olaylar aşağıda anlatılanlarla aynı minvaldeyse, çok vahim bir manzarayla karşı karşıya olduğumuzdan hiç şüphe yoktur. Fakat şu an için anılan fakültede gerçekten neler olup bittiği hakkında kesin yargıda bulunma imkânımız da yoktur. Bu yüzden, şahsıma gönderilen ve kamuoyuyla paylaşmam istenen metnin ilgili ve yetkili merciiler tarafından dikkate alınacağı ve işin aslının en kısa zamanda ortaya çıkıp gereğinin yapılacağı ümidiyle söz konusu duyuru metnini bana gönderildiği şekliyle burada paylaşıyorum."

23 Mart 2020 Pazartesi

Denizli Kurtuluş Partisi Gençliği olarak 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü etkinliği gerçekleştirdik



Kurtuluş Partisi Gençliği olarak 14 Mart’ta kadının kurtuluşunun sosyalizmden bağımsız olmadığını ve bu mücadelenin kadın ve erkek olarak birlikte verilmesinin gerektiğini anlatmak için bir anma toplantısı düzenledik.
Etkinliğimizde, 8 Mart 1857 yılında, ABD’nin New York kentinde, 40 bin dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları için tekstil fabrikasında greve başladığını ve Parababalarının 129 kadın işçiyi katlettiklerini söyledik.

1 Mart 2020 Pazar

Gençliğin safı İşçi Sınıfının yanıdır


Kurtuluş Partisi Gençliği olarak 566 gündür TÜVTÜRK işvereninin uyguladığı faşist baskılara karşı Nakliyat-İş önderliğinde yiğitçe direnen TÜVTÜRK Muğla Araç Muayene İstasyonu işçilerini direniş alanında ziyaret ettik. “TÜVTÜRK'e sendika girecek başka yolu yok”, “Gençliğin safı işçilerin yanıdır”, “Katil ABD Orta Doğudan defol”, “İşçi gençlik el ele örgütlü mücadeleye”, “TÜVTÜRK işçisi yalnız değildir” sloganlarını haykırarak girdik direniş alanına. Kararlılıkları, yiğitlikleri gözlerinden okunan direnişçi işçiler, coşkuyla bize katılarak ‘Hoşgeldin’ dediler bize. Birlikte haykırdık sloganlarımızı.
Kurtuluş Partisi Gençliği adına, Kıvılcım Çolak Yoldaş direnişçi işçilere seslenerek, “Size  yüreği sizler ile atan  Kurtuluş Partisi Gençliği’nin selamını getirdik. Direnişinizin başından bu yana yanınızda olduğumuzu her zaman  söyledik, bu gün bunu bir kez daha tekrarlamak için geldik. Buradan devrimci sınıf sendikacılığı yapan Nakliyat İş Sendikası tarafında yürütülen bütün direnişlere de selam yoluyoruz. Selam olsun dünya üzerindeki en meşru  davalardan biri olan ekmek davası için mücadele edenlere” dedi.

18 Şubat 2020 Salı

İTÜ’lüler Müşteri Değil Öğrencidir!


Türkiye’nin en köklü devlet üniversitelerinden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi uzun süredir öğrencilerini çok yüksek fiyatlarda bir beslenmeye ve barınmaya mahkum ediyor. Merkezi kampüs olan Ayazağa Kampüsü’nde oldukça fazla kafe / restorant mevcut. Üstelik diğer devlet üniversiteleri ile kıyaslandığında yurt ve yemekhane fiyatları da oldukça yüksek. Haftanın sadece 5 günü 2 öğün, kahvaltısız, hizmet veren yemekhane ise kaliteli ve ucuza hizmet vermekten oldukça uzak. Ayazağa Kampüsü’nde yurtta kalan bir öğrenci, hem yüksek fiyatlı bir yurt ödemesi yapıp hem de hafta sonları pahalı ve sağlıksız yiyecekler tüketmek zorunda bırakılıyor. Buna daha fazla dayanamayan İTÜ öğrencileri, 2019 Aralık ayının başında bir boykot başlattılar ve biz de bu boykota destek verdik. Amacımız, kampüs içinde sağlıklı ve ucuz bir beslenmeydi. 

3 Ocak 2020 Cuma

Emek Hırsızı ÖSYM

2011 yılının Nisan ayında yapılan ve 1 milyon 700 bin öğrencinin girdiği YGS’de sınav soruları çalınmış ve şifreleme yöntemiyle yandaşlara verilmişti. Dişini tırnağına takarak yıllarca çalışan öğrencilerin hakları yenmişti. O dönemin ÖSYM Başkanı Ali Demir “şifre yok, kopya var” diyerek işin içinden sıyrılmıştı. Tabi iktidar da, Demir’e sahip çıkmıştı. Tayyip Erdoğan, “ben ÖSYM başkanının açıklamalarından tatmin oldum” demişti. 

31 Aralık 2019 Salı

Parasız Eğitim istiyoruz!



Bildiğimiz üzere dün İstanbul Üniversitesi tarafından yapılan açıklamaya göre, artık yemekhanelerde kahvaltı öğünü olmayacak ve öğrenciler, öğlen/akşam yemeklerinin yalnızca birini öğrenci indirimi kullanarak yiyebilecekler.
Peki, bu ne demek? Şu demek arkadaşlar; vize-final haftalarımızda sabah okul kütüphanesine erkenden gidip ders çalışacakken, artık ‘kahvaltıyı da okulda yaparım’ diyemeyeceğiz demek. Öğle yemeğine dek açlıkla savaşarak ders çalışmak, dinlemek demek. Ve nihayetinde eğer öğle yemeğini okulda yediyseniz artık akşam yemeğini ya okulda yemeyeceksiniz, ya da öğlen 3,5 TL’ye yediğiniz yemeğin aynısını akşam 18,50 TL’ye yiyeceksiniz demek (eğer paranız varsa).
Tarihi geçmişiyle övündüğümüz İstanbul Üniversitesi ayrıca, tüm devlet üniversiteleri arasında en yüksek bütçeye sahip olan üniversite. Soruyoruz; bu bütçe yıllardan bu yana süregeldiği ve olması gerektiği gibi öğrencinin beslenme ihtiyacına hizmet etmek için kullanılmayacak da, ne için kullanılacak? 2016’dan bu yana yemekhanedeki yemek ücretleri hâlihazırda 1,5 TL’den 3,5 TL’ye çıkarılmışken şimdi bir de akşam yemeğini de yiyecek olursak bu fiyat 18,50 TL olacak diyorsunuz. Üniversiteler içerisinde tarihi en köklü olan İstanbul Üniversitesi’nin öğrencilere reva gördüğü bu mudur?


28 Aralık 2019 Cumartesi

BU ŞEHRE İHANET ETTIĞİNİZ YETMEDİ Mİ?


Son yıllarda ismini sık sık “çılgın proje” olarak duyduğumuz Kanal İstanbul Projesi yine gündemde. İstanbul Avrupa yakasını ortadan ikiye bölecek, şehrin ekoloji dengesini sonsuza dek değiştirecek olan bu projenin ihalesine sayılı günler kaldı. İstanbul’da yasayan tüm yurttaşlarımızın bildiği gibi, özellikle AKP iktidarıyla beraber bu şehrin her karesine ihanet edildi ve ihanet hala sürüyor. Aslında senaryo hep aynı. Bu iktidar her çıkmaza girdiğinde "büyük bir projeye" başlayıp zenginliğine zenginlik katıyor. Olan her zaman halkımıza, bize oluyor. Yine halkımızın parasıyla yapılacak olan bu proje, gerçekten akla mantığa sığmıyor.

7 Kasım 2019 Perşembe

Dört Kardeşin katili Sınıflı Toplum Düzeninin ta kendisidir !


Her insanın duyunca vicdanının sızladığı, içini acıların kapladığı bir olayı öğrendik dün. Aynı aileden dört kardeş siyanür içerek intihar etti. 
Bu katliamın sebebi ise çürümüş ve kokuşmuş düzenin ta kendisidir. Dört kardeş bu aşağılık düzende geçinemedikleri, borçlarını ödeyemedikleri, ev kiralarını karşılayamadıkları için  intihar etti, daha doğrusu onlar intihar etmedi, bu aşağılık düzen onları katletti. 
Dünyanın en zengin yüzde 1’inin, dünyanın geri kalan yüzde 99’undan daha fazla geliri olduğu kahrolası Sınıflı Toplum Düzeni katletti onları. Onların ölümüne intihar demek sadece insanın insanı sömürmesine dayalı olan bu emperyalist düzeni, Sınıflı Toplum Düzenini meşrulaştırır. Asgari ücretin ortalama bir ailenin normal şartlarda geçinme ücretinden çok daha az olduğu bu düzeni meşrulaştırır. O yüzden gerçekleri söylemek zorundayız: onlar intihar etmedi, bu rezil düzen onları katletti.
Hep söylüyoruz, yine söyleyelim; bu düzen ezilenlere, geçinemeyenlere ölümü gösterip çok daha beterini yaşatıyor. Ülkemizde de 82 milyonun yüzde 1’inin sefa sürebilmesi için geri kalanını öldürmekten çekinmiyor.
İşte biz buna karşı çıkıyoruz! Daha fazla insanın, Sınıflı Toplumun katliamlarına ve cinayetlerine kurban gitmesine karşı çıkıyoruz! Geçinemedikleri için aramızdan ayrılan dört kardeşi bu noktaya getiren yıkılası Emperyalizme karşı çıkıyoruz. 
İnsanın insanca koşullarda yaşayabileceği, geçinememekten ötürü ölümlerin yaşanmadığı, yüzde 1’in tahakkümünü dayattığı değil, tüm insanların eşit koşullarda yaşayabildiği sosyalizmi biz bunun için savunuyoruz.
Biliyoruz ki Sınıflı Toplum Düzeninin katlettiği bu dört kardeşimizin de, düzenin katliamlarına kurban giden diğer kardeşlerimizin de intikamını er geç alacağız! İnsanın insanı sömürmediği bir düzeni kuracağız!
7 Kasım 2019 
Kurtuluş Partisi Gençliği