3 Ocak 2020 Cuma

Emek Hırsızı ÖSYM

2011 yılının Nisan ayında yapılan ve 1 milyon 700 bin öğrencinin girdiği YGS’de sınav soruları çalınmış ve şifreleme yöntemiyle yandaşlara verilmişti. Dişini tırnağına takarak yıllarca çalışan öğrencilerin hakları yenmişti. O dönemin ÖSYM Başkanı Ali Demir “şifre yok, kopya var” diyerek işin içinden sıyrılmıştı. Tabi iktidar da, Demir’e sahip çıkmıştı. Tayyip Erdoğan, “ben ÖSYM başkanının açıklamalarından tatmin oldum” demişti. 

31 Aralık 2019 Salı

Parasız Eğitim istiyoruz!



Bildiğimiz üzere dün İstanbul Üniversitesi tarafından yapılan açıklamaya göre, artık yemekhanelerde kahvaltı öğünü olmayacak ve öğrenciler, öğlen/akşam yemeklerinin yalnızca birini öğrenci indirimi kullanarak yiyebilecekler.
Peki, bu ne demek? Şu demek arkadaşlar; vize-final haftalarımızda sabah okul kütüphanesine erkenden gidip ders çalışacakken, artık ‘kahvaltıyı da okulda yaparım’ diyemeyeceğiz demek. Öğle yemeğine dek açlıkla savaşarak ders çalışmak, dinlemek demek. Ve nihayetinde eğer öğle yemeğini okulda yediyseniz artık akşam yemeğini ya okulda yemeyeceksiniz, ya da öğlen 3,5 TL’ye yediğiniz yemeğin aynısını akşam 18,50 TL’ye yiyeceksiniz demek (eğer paranız varsa).
Tarihi geçmişiyle övündüğümüz İstanbul Üniversitesi ayrıca, tüm devlet üniversiteleri arasında en yüksek bütçeye sahip olan üniversite. Soruyoruz; bu bütçe yıllardan bu yana süregeldiği ve olması gerektiği gibi öğrencinin beslenme ihtiyacına hizmet etmek için kullanılmayacak da, ne için kullanılacak? 2016’dan bu yana yemekhanedeki yemek ücretleri hâlihazırda 1,5 TL’den 3,5 TL’ye çıkarılmışken şimdi bir de akşam yemeğini de yiyecek olursak bu fiyat 18,50 TL olacak diyorsunuz. Üniversiteler içerisinde tarihi en köklü olan İstanbul Üniversitesi’nin öğrencilere reva gördüğü bu mudur?


28 Aralık 2019 Cumartesi

BU ŞEHRE İHANET ETTIĞİNİZ YETMEDİ Mİ?


Son yıllarda ismini sık sık “çılgın proje” olarak duyduğumuz Kanal İstanbul Projesi yine gündemde. İstanbul Avrupa yakasını ortadan ikiye bölecek, şehrin ekoloji dengesini sonsuza dek değiştirecek olan bu projenin ihalesine sayılı günler kaldı. İstanbul’da yasayan tüm yurttaşlarımızın bildiği gibi, özellikle AKP iktidarıyla beraber bu şehrin her karesine ihanet edildi ve ihanet hala sürüyor. Aslında senaryo hep aynı. Bu iktidar her çıkmaza girdiğinde "büyük bir projeye" başlayıp zenginliğine zenginlik katıyor. Olan her zaman halkımıza, bize oluyor. Yine halkımızın parasıyla yapılacak olan bu proje, gerçekten akla mantığa sığmıyor.

7 Kasım 2019 Perşembe

Dört Kardeşin katili Sınıflı Toplum Düzeninin ta kendisidir !


Her insanın duyunca vicdanının sızladığı, içini acıların kapladığı bir olayı öğrendik dün. Aynı aileden dört kardeş siyanür içerek intihar etti. 
Bu katliamın sebebi ise çürümüş ve kokuşmuş düzenin ta kendisidir. Dört kardeş bu aşağılık düzende geçinemedikleri, borçlarını ödeyemedikleri, ev kiralarını karşılayamadıkları için  intihar etti, daha doğrusu onlar intihar etmedi, bu aşağılık düzen onları katletti. 
Dünyanın en zengin yüzde 1’inin, dünyanın geri kalan yüzde 99’undan daha fazla geliri olduğu kahrolası Sınıflı Toplum Düzeni katletti onları. Onların ölümüne intihar demek sadece insanın insanı sömürmesine dayalı olan bu emperyalist düzeni, Sınıflı Toplum Düzenini meşrulaştırır. Asgari ücretin ortalama bir ailenin normal şartlarda geçinme ücretinden çok daha az olduğu bu düzeni meşrulaştırır. O yüzden gerçekleri söylemek zorundayız: onlar intihar etmedi, bu rezil düzen onları katletti.
Hep söylüyoruz, yine söyleyelim; bu düzen ezilenlere, geçinemeyenlere ölümü gösterip çok daha beterini yaşatıyor. Ülkemizde de 82 milyonun yüzde 1’inin sefa sürebilmesi için geri kalanını öldürmekten çekinmiyor.
İşte biz buna karşı çıkıyoruz! Daha fazla insanın, Sınıflı Toplumun katliamlarına ve cinayetlerine kurban gitmesine karşı çıkıyoruz! Geçinemedikleri için aramızdan ayrılan dört kardeşi bu noktaya getiren yıkılası Emperyalizme karşı çıkıyoruz. 
İnsanın insanca koşullarda yaşayabileceği, geçinememekten ötürü ölümlerin yaşanmadığı, yüzde 1’in tahakkümünü dayattığı değil, tüm insanların eşit koşullarda yaşayabildiği sosyalizmi biz bunun için savunuyoruz.
Biliyoruz ki Sınıflı Toplum Düzeninin katlettiği bu dört kardeşimizin de, düzenin katliamlarına kurban giden diğer kardeşlerimizin de intikamını er geç alacağız! İnsanın insanı sömürmediği bir düzeni kuracağız!
7 Kasım 2019 
Kurtuluş Partisi Gençliği

6 Kasım 2019 Çarşamba

Üniversitelerimizi gericileştiren, faşizme mahkûm etmeye çalışan YÖK’e karşı, Yaşasın Gençliğin Örgütlü Mücadelesi!


AB-D Emperyalistlerinin tezgâhladığı 12 Eylül Faşizminin, gençliği apolitikleştirmek, örgütlenmelerini engellemek ve bilimin yuvası olan üniversitelerimizi Ortaçağcı gerici zihniyet içerisine hapsetmek için kurduğu YÖK’ün 38. yılı.
AB-D Emperyalistleri ve yerli satılmışlar, 27 Mayıs Politik Devrimi’nin gençliğe kazandırdığı sınırlı da olsa özgürlük ortamını yok etmek, gençliğin Devrimci Düşüncelerle tanışmasını engellemek, gençliği Eğitim Hayvanına dönüştürmek için kurdular YÖK’ü.

5 Kasım 2019 Salı

Sadaka değil, Parasız Eğitim istiyoruz!






Bugün Kaçak Saraylı tarafından, kredi ve burs miktarına yapılan “zam”(!) açıklandı.
Buna göre; şu anda 500 TL olan burs ve kredi miktarına büyük bir lütuf gösterilerek 50 TL zam yapılmış ve 550 TL olmuştur.
Tabiî biz biliyoruz ki, kendileri Saraylarda sefalar sürenler, oğullarını, kızlarını yurt dışında okutanlar, onların altlarına “gemicik”ler verenler, halk çocuklarının halinden anlayamaz.

18 Ekim 2019 Cuma

YÖK gençlerimizin geleceğini çalmaya devam ediyor

12 Eylül faşist darbesinin ürünü YÖK, geçtiğimiz günlerde 14 bölümün üniversitelere yetenek sınavı yerine merkezi yerleştirme ile alınmasına yönelik bir ön karar aldı. Buna göre öğrenciler "çizgi film, grafik, grafik resimleme ve baskı, grafik tasarım, moda giyim tasarımı, moda tasarımı, moda ve tekstil tasarımı, rekreasyon, spor bilimleri, spor yöneticiliği, tekstil, tekstil geliştirme ve pazarlama, tekstil tasarımı, tekstil ve moda tasarımı" bölümlerine girmek için daha önce üniversitelerin açtığı yetenek sınavlarıyla değerlendirilirken, artık merkezi olarak yapılan üniversite sınavlarına göre yerleştirilecek. 
Bu şu anlama geliyor; eğitim programı doğrudan bu bölümlere yönelik olan ve üniversite sınavına yönelik bir ders programına sahip olmayan meslek liselerinden mezun “yetenekli” öğrencilerin, aldıkları eğitimler doğrultusunda yükseköğretim kurumlarına yerleşmesi zorlaştırıldı. Aynı zamanda, AYT (Alan Yeterlilik Testi) derslerini diğer liselere göre daha az alan meslek liseleri, güzel sanatlar liseleri ve spor liselerinde eğitim gören öğrencilerin üniversitelerde okuma olanakları kısıtlandı.
Alınan bu karar üstüne güzel sanatlar fakülteleri ve spor fakültelerinden çıkacak insanların daha niteliksiz olacağını belirtmek isteriz. Çünkü daha önce yetenek sınavında alınacak bir öğrenci onlarca ve hatta yüzlerce kişi arasından elenerek, o bölümün kriterlerine göre seçilerek bölüme alınıyordu. Şimdiki karar üstüne artık bölüm hakkında bilgisi olmayan bir öğrenci de bu bölüme girme hakkına sahip olacak, bu da yetenek sınavı yerine üniversite sınavı ile girmiş bir bireyin mezun olduktan sonra yüksek oranda kötü işler çıkarmasına sebep olacaktır.
 Eğitim sisteminin her fırsat bulunduğunda değiştirilmesi zaten öğrencilerin tümünü, onların ailelerini ve eğitimcileri perişan etmiş durumdayken, bu karar ilgili gençlerin geleceğini karartmak demektir. Bu durum daha önceki senelerde katsayının kalkmasıyla dezavantajlı duruma düşen ve bu ilgili bölümlerden mezun meslek lisesi öğrencilerinin eğitim hayatının daha da dezavantajlı duruma düşmesine sebep olacaktır. 
 Bilimde, sanatta, zanaatta, sporda zaten yeteri kadar ilerleyemeyen ülkemiz ve gençliği, bu kararla bir darbe daha almıştır. Her yıl güzel sanat fakültelerinden, spor bölümlerinden mezun olan yüzlerce öğrenci, şu anki iktidarın eğitim uygulamaları-darbeleri sebebiyle zaten ilk hedef olarak yurtdışına gitmeyi planlamışken bir de böyle bir kararın alınmasının mantığı nedir? Hep birlikte göreceğiz ki bu uygulama, ilgili bölümlerde ciddi bir yaralanmaya sebep olacaktır. 
Bu kararı hiç sıkılmadan, bizleri düşünmeden önümüze koyanlara çağrımızdır:
Asıl mesele gençliktir, asıl mesele gelecektir. Bizlerin hayatı hakkında bir anda, doğru düzgün düşünülmeden böyle kararlar verme yetkiniz yoktur! Sonunda bunun bedelini ödeyen Türkiye'nin gençliği, geleceği ve sizler olursunuz!
Ve şunu da hatırlatalım; bizler ülkemizin, okullarımızın bilimden, sanattan, zanaattan, spordan yoksun bırakılmasına sessiz kalmayacağız. Bulunduğumuz her alanda, biz bu gidişe karşı mücadele edeceğiz. Demokratik, Laik, Bilimsel ve Parasız eğitimi gerçekleştireceğiz. 18 Ekim 2019

YÖK’ü Tarihe Gömeceğiz!
Yaşasın Parasız-Bilimsel Eğitim!
Kurtuluş Partisi Gençliği

9 Ekim 2019 Çarşamba

Che Yoldaş ölmedi Kavgamızda yaşıyor, emperyalizme karşı bizimle birlikte savaşıyor!


Bugün,  9 Ekim 1967’de CIA ajanları tarafından haince katledilen yiğit devrimci Che Guevara’nın bedence aramızdan ayrılışının elli ikinci yıldönümü.
Ezilen halklara önderliğiyle ve dünyanın neresinde olursa olsun emperyalizme karşı duruşuyla Parababalarının korkulu rüyası olmuştu Che Yoldaşımız. Onun ezilen, sömürülen halkların umudu olması ürkütmüştü Parababalarını. Eşit ve insanca bir yaşam uğruna son nefesine dek sürdüğü mücadelesiydi düzen savunucularını bu kadar ürküten. Sandılar ki Che Yoldaş’ı aramızdan bedence ayırırlarsa sonlanır bu mücadele.  Oysa Kahraman Gerilla Che Guevara’nın ateşlediği kıvılcım hiç sönmedi! Bugün, Küba’da, Şili’de, Venezuela’da, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde ABD-AB Emperyalizmine karşı savaşan kim varsa, ellerinde Che’nin resimleri, pankartlarında Che’nin “Patria o muerte!” “Ya Özgür Vatan Ya Ölüm!” şiarı, yüreklerinde ise Che’nin mücadelesi bulunmaktadır.

28 Eylül 2019 Cumartesi

‘Eğitim Yuvalarımızda’ Ölmek Değil, Eğitim Görmek İstiyoruz!


Bildiğimiz gibi 26 Eylül Perşembe günü saat 13:59’da Marmara açıklarında 5.8 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. İstanbul’un özellikle Avrupa yakasında şiddetle hissedilen bu deprem, çok sayıda vatandaşın hayatının tehlikeye girdiği dakikalar yaşattı. Bunlardan bir tanesi de İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın Avcılar Yerleşkesi’nde yaşandı. Depremin merkez üssü Silivri açıkları olduğu için coğrafi olarak oraya yakın olan üniversitemizde deprem çok şiddetli hissedildi ve fakülte binalarında ciddi tahribatlara yol açtı.  Durumun önemini açıklamak için, İstanbul Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edilen Deprem Bilimci Savaş Karabulut’un açıklamasına bakalım:

‘Binalar 99 depreminde ciddi hasar aldı’
“Bizim üniversitemizin binaları 99 depreminde hasar gördü. Biz hasar görmüş binalara girmek istemedik. O dönemde dekanımızla rektör arasında ciddi tartışmalar yaşandı, binaların depreme dayanıklı olmaması üzerinden. Binalarımızdaki kolonlar boydan boya yarılmıştı, bizi farklı farklı binalara dağıtmışlardı. Daha sonra binalarımız, İnşaat Mühendisliği bölümü hocaları tarafından tadil edildi; güçlendirmeye tabi tutuldu. Biz o süreçte güçlendirmelerin performansı sınırlı düzeyde etkileyeceğini ve onun yerine binaların yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini savunmuştuk. Bunu yapmadılar. Bunları yapmadıkları gibi öğrenci sayısı arttı, sürekli yeni öğrenciler alındı. Şehirleşmede risk, nüfusla orantılıdır. Böylece risk arttı. ‘’
‘Kampüs binaları ömrünü tamamladı’

20 Eylül 2019 Cuma

Bilimsel, Parasız, Laik Eğitim için; Aydınlık Yarınlar için; Bizimle, Kurtuluş Partisi Gençliği’yle Örgütlen!



Hep beraber yeni bir okul dönemine daha başladık...
Heyecanlıyız, mutluyuz, şarkıda da söylendiği gibi “sevinçliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz” diyor olabiliriz belki ama aklımızdan çıkarmamamız gereken şeyler de var. Zaten sen bunları yaşayarak gördün, gayet iyi biliyorsun ama gel bir kez daha hatırlayalım beraber…
Evet, biz seni tanımıyor olabiliriz, ismin nedir, nerede okursun, kimsin bilmiyoruz. Ama hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz. Aynı okullarda, sıralarda okuyoruz, aynı eğitimi alıyoruz. Bu yazıyı okuyan milyonlarca genç arkadaşımızla da aynı şeyleri yaşıyoruz. O yüzden bizim neler yaşadığımızı anlatmamız gerekiyor, hadi başlayalım anlatmaya...
1950’lerden beri Türkiye’yi yöneten güçlere baktığımızda, ister sağcı, ister solcu pozları kessinler, hepsinin tek bir ortak noktasını görürüz: Amerikancılık!