22 Kasım 2017 Çarşamba

Yeşil Kuşak Projesi ürünü Tayyipgiller’in oluşturduğu Ortaçağ Karanlığını Yeni Ekim Devrimleri yaratarak aşacağız!

Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı’nın bedence aramızdan ayrılışının 46’ncı yıldönümünde HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut’un yaptığı konuşma

Yeşil Kuşak Projesi ürünü Tayyipgiller’in oluşturduğu Ortaçağ Karanlığını
Yeni Ekim Devrimleri yaratarak aşacağız!

Nurullah Ankut Yoldaş:
(Mikrofonların kabloları kürsü arkasında, konuşmacının ayaklarını basacağı alanda bulunmaktaymış. HKP Genel Başkanı onları ayağıyla iterek uzaklaştırdıktan sonra.)
Kabloları ayağımızın altından kenara çekelim öncelikle, yoldaşlar. Daha önce de söyledim ya, hani bir sporcu bile mücadeleye çıkınca ayakkabılarına, ayakkabılarının bağcıklarına, eşofmanına, formasına özellikle dikkat eder. Kendisinin dikkatini dağıtacak bir şey var mı yok mu… onları ortadan kaldırır.

Saygıdeğer Yoldaşlarım ve Saygıdeğer bizi dinlemeye gelen arkadaşlar,
Zaman o kadar hızlı akıyor ki, Usta’mızın hayatını kesitler halinde sinevizyonda izlerken, çağrışım oldu. Usta’mızla ilk tanıştığım an gözümün önüne geldi.
1968 yılının sonbaharı, Cağaloğlu’nda Klodfarer Caddesi’nde, İPSD’nin yerindeyiz. Biz de bir gençlik derneği olarak oraya gelmiştik. İPSD yöneticileri bize bir oda vermişlerdi. “Devrimci İşçi Köylü Öğrenci Birliği (DİKÖB)”ü kurmuştuk, Edebiyat Fakülteli öğrenciler olarak biz de. Denizler, Merkez binadaki arkadaşlar “DÖB”ü kurmuşlardı, “Devrimci Öğrenci Birliği”ni. Biz de işçi ve köylünün de devrimci gençlerle bir arada olmasını ve ittifak etmesini öngördüğümüz için Devrimci İşçi Köylü Öğrenci Birliği’ni, DİKÖB’ü kurduk, değerli arkadaşlar.
Orada akşam oturuyorum ben, bir anda Usta’mız girdi içeriye. Kalktık, tokalaştık, tanıştık.
Benim nerede okuduğumu sordu. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümündeyim Hoca’m, dedim.
Hocaların kim? dedi.
Saydım adlarını; Nermi Uygur, İsmail Tunalı, Macit Gökberk, Halil Vehbi Eralp, Takiyettin Mengüşoğlu, diye.
Dediği aynen şu: “Bunların tamamı burjuva Tezgâhtarları evladım” dedi, Hoca’larım için. Tek bu terimi kullandı. Bu deyimi kullandı.
Kısaca felsefe üzerine sohbet ettik. Malum, Marksizm-Leninizm, Diyalektik Maddecilik her türlü felsefeye son verdi. Felsefe, sadece mantık ve metot alanında kaldı biraz, o da Engels’in deyimiyle “kaldıysa kaldı”. Yoksa doğanın ve toplumun, insanın tüm gelişim ve işleyiş kanunlarını bilime havale etti Marksizm Leninizm. Kendisi de düşüncenin bilimini ortaya koydu, mantığı ve metodu. Biz buna Diyalektik Maddecilik diyoruz, arkadaşlar.
O akşam Küçükpazar’da bizim Bozkırlı seyyar satıcı işçilerle bir toplantımız vardı. Onlara karşı belediyenin zulmü var. Topluyor onları, arabalarını alıyor, malum, tanık olduğumuz gibi çoğu yerde, deviriyor, gasp ediyor, zulmediyor yani. Biz de mücadele ediyoruz. Sonradan bir yürüyüş yaptık onlarla. O zamanlar İstanbul’da seyyar satıcıların, tam bir istatistik veremeyeceğim ama, neredeyse en az yarısı diyeyim, Bozkırlıydı. Bizim memleketli, Konya Bozkırlıydı. Hani Bozkırlılar için “gurbet uşağı” derler. Arazi yok, tarıma elverişli topraklar yok. Hep geçimlerini sağlamak için başka illere gider Bozkırlılar.
“Hocam işçilerle toplantımız vardı”, dedim. “Ayrılmak zorundayım”, dedim.
“Tabiî evladım, işçilere verdiğimiz söze mutlaka uyacağız”, dedi. “Yani sözümüzün eri olduğumuzu görecek.”, dedi.
Ve benim için de şöyle bir nitelemede bulundu, onur verici bir nitelemede: “Sizde de işçi duruşu var.”, dedi.
Yani bunu nasıl anladı Usta’mız?
Ama ben de, Mustafa ve Metin Yoldaşlar’ın yakından bildikleri gibi (çünkü lise ikinci sınıftan beri birlikteyiz), yaz tatillerinde işçi olarak çalışırdım inşaatlarda. Daha önce de anlattım, “Soma…” kitabında da. İlkokulu bitirdik, Karacihan Kiremit Fabrikası’nda işçi olarak yazları çalışmaya başladık. Anam babam benden hiç öyle bir şey istemezlerdi ama ben o insanların (işçilerin) hayatını yaşamak isterdim. Onların acılarını paylaşmak, onların dünyalarına girmek isterdim. Onların kaderleriyle ortak bir kaderim olsun isterdim. O bakımdan kendim gönüllü olarak çalışırdım. Aldığım para da yanıma harçlık olarak kalırdı. Tek kuruşunu bile ailem istemezdi. Bir genç olarak da kafamıza göre, özgürce ihtiyaç duyduğumuz şeyleri alma imkânına sahip olurduk böylece.

7 Kasım 2017 Salı

Sizleri de, Getirdiğiniz Sistemleri de Tarihten Sileceğiz!

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından AKP’giller’in baş şefinin tek bir sözü üzerine kaldırılan liselere geçiş sınavı TEOG’un yerine getirilen sistem açıklandı. İsterseniz kısaca bu sisteme bir göz atalım ve daha sonra altında yatan gerçek nedenlerine değinelim.
Açıklanan yeni sisteme göre, kaldırılan TEOG yerine “Eğitim Bölgesi ve Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi adı verilen bir sistem getirildi. Bu sisteme göre öğrencilerin sınava girme zorunluluğu kalktı. Öğrenciler beş tercih hakkı kullanarak, adresine en yakın okula yerleştirilecek.

6 Kasım 2017 Pazartesi

12 Eylül’ün Çocuğu YÖK'ü Tarihe gömeceğiz!

12 Eylül Faşist Darbesi’nin çocuğu, emperyalistlerin gençliğimiz üzerindeki ilerici ve devrimci atılımı yok etmek, baltalatmak için kurduğu Yüksek Öğretim Kurumu’nun kuruluşunun 36’ncı yılı bugün.

Peki, YÖK neden kuruldu? Kurulmasının amacı gerçekten eğitim ile mi alakalı yoksa altında yatan başka nedenler mi var? YÖK’ün 1981 yılında 12 Eylül Faşist Darbesi ile kurulduğunu düşünürsek, bu tarihlerden önce üniversitelerimizde, aydın gençliğimiz üzerinde neler etkiliydi de Faşist Cunta böyle bir şeyi kurmayı gerekli gördü?

27 Mayıs 1960 Politik Devrimi ile birlikte yükselen devrimci kazanımlar etkilerini gençliğimiz üzerinde de göstermeye başlamıştı. Üniversitelerimizde ilerici, devrimci gençler çoğalıyor dünya çapında gelişen özellikle de 68 Kuşağı olarak bilinen devrimci gençlik hareketinin rüzgârı ülkemizde de hissediliyordu. Gençliğimiz, Fidel, Che gibi Antiemperyalist önderleri örnek alıyor, devrimci eserler okuyor ve böylece sosyalizme yöneliyordu. 12 Mart 1971 Faşizmi bu yönelişi durdurmaya yetmemiş, 68 Kuşağının devrimci dalgası 70’li yıllarda da kendisini hissettirmeye devam etmişti. ABD Emperyalistlerinin planları çerçevesinde Amerikancı-NATO’cu, Mustafa Kemalcilikle, Kuvayimiliyecilikle alakası olmayan Ordu Fosillerine yaptırılan 12 Eylül Faşist Darbesi ile 27 Mayıs Anayasasının tüm demokratik kazanımları ortadan kaldırılmış, İşçi Sınıfının hak arama, örgütlenme olanakları budandığı gibi, faşizm; gençlik ve üniversitelerimiz üzerinden de silindir gibi geçmişti.

İşte bu suçun yasal görünümlü cinayet aleti YÖK’tür. YÖK’ün kurulması ile beraber, ilerici demokrat, sosyalist öğretim görevlileri üniversitelerden uzaklaştırılmış, 1950’lerden beri CIA’nın “Yeşil Kuşak Projesi” kapsamında yetiştirilen Ortaçağcı, Amerikancı sözde öğretim görevlilerinden oluşan kadrolar, boşalan üniversite kürsülerini bir bir doldurmaya başlamıştır. Üniversitler öğrencilerin müşteri olduğu, 24 saat işleyen fabrikalar (kârhaneler) olarak dönüştürülmeye başlanmıştır. Böylelikle üniversitelerimizin Medreseleşme süreci hız kazanmış, Bilimsel ve Laik eğitimden uzaklaştırılmıştır.

Gençlik, Teorik ve Pratik Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın mücadelesini devam ettiriyor

Hikmet Kıvılcımlı Usta'nın salon anmasında Boran Alp Yoldaş'ın Kurtuluş Partisi Gençliği adına yaptığı konuşma:


Merhaba Yoldaşlar,
Sözlerime, 100 yıldır Dünya Halklarına umut ve örnek olan; sosyalizmin bir ütopya veya hayal olmadığını, insanın hayvan yerine konulmasına isyan edenlerin mutlaka başarıya ulaşacağını kanıtlayan Ekim Devrimi’ni ve Önderi Lenin Usta’yı selamlayarak başlamak istiyorum.
Sınıflı toplumlar tarihi boyunca insanlık hep özünü aramış, haksızlığa, zulme başkaldırmıştır. Spartaküs’ün aradığı, düşlediği düzenin özü budur, Şeyh Bedrettin’in, İbn-i Haldun’un ideali budur. Bu idealler ve mücadeleler Marks ve Engels Ustalar öncülüğünde bir ideolojiye, bilime evriltilmiştir. Sonrasında onların başladığı işi Lenin Usta sırtlamış, emperyalizmin içyüzünü, ekonomi-politiğini aydınlatmış, Marksizmi, Marksizm-Leninizm’e dönüştürmüştür. Ve ilk defa, sınıflı toplumlar var olalı beri verilen mücadelelerden biri sonuca ulaşmış, 7 Kasım 1917’de sömürüsüz dünyanın temelleri Ekim Devrimi ile atılmıştır. Bundan sonra dünyanın geri kalanında, Küba’da, Yugoslavya’da, Çin’de, Kore’de, Almanya’da ve birçok ülkede devrim başarıya ulaşmıştır. Gençlik bu devrimlerde İşçi Sınıfının yanında yer alıp devrimin başarıya ulaşmasında büyük bir rol almıştır. Çünkü Hikmet Kıvılcımlı’nın da belirttiği gibi “Aydın genç, hiçbir zulmün sindiremeyeceği Modern İşçi Sınıfı gibi bir yenilmez devrimci özgücün müttefikidir.”

Kızıl Savaş Bayrağı Hikmet Kıvılcımlı’yı andık

Türkiye Devrimi’nin önderi Hikmet Kıvılcımlı, bedence aramızdan ayrılışının 46’ncı yılında düzenlenen salon toplantısıyla anıldı. Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen anma etkinliği açılış konuşması ve saygı duruşuyla başladı. Açılış konuşmasında ülkenin büyük bir gericilik kuşatması altında bulunduğu ifade edilerek laikliğe sahip çıkmanın devrimciler için vazgeçilmez olduğundan bahsedildi. Direnişçi Real İşçileri ve önderleri Nakliyat – İş sendikasına selam gönderilerek “sayının azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan” mücadele eden Türkiye’nin gerçek devrimcileri HKP’lilerin görevlerinin ve sorumluluklarının büyüklüğü vurgulandı.

26 Ekim 2017 Perşembe

Bu Ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları Mustafa Kemal’in gerçek devamcıları HKP’liler 29 Ekim’de Ankara’da Anıtkabir’e yürüyorlar

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamayı hak eden tek partidir HKP.
Yıllardır Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızı Sosyal Kurtuluşla taçlandırmak yani Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı mantıki sonucuna ulaştırmak için ödünsüz, esnemeden, bükülmeden, eğilmeden, korkusuzca, cesaretle, yılmadan, bıkmadan, usanmadan mücadele eden,
Birinci Kuvayimilliyecilerin bütün kazanımlarına, Halklarımıza kazandırdıklarına yıllardır samimice sahip çıkan, bu kazanımları korumayı görev bilen,
Ülkemizin yıllardır baş belası, lanet, kahredici iki gücü ABD, ABEmperyalizmine ve Ortaçağcılığa karşı yıllardır militan mücadele yürüten,
Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından Laikliğe saldırılara karşı her alanda mücadele yürüten,
Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın önderi Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin vatan bellediği Cesarete sahip olan,
Ülke adım adım Yeni Sevr’e götürülürken daha bunu ilk anda görüp Halkımızı “Yugoslavya, Irak, Libya, Suriye, Sıra Sende Türkiye…” diyerek uyaran,
Daha 17 yaşında elde silah emperyalizme karşı direnen, Köyceğiz Kuvayimilliye Komutanı Hikmet Kıvılcımlı’nın devamcısı olan,
Laik Cumhuriyet’in Lozan’da bize kazandırdığı, Vatan Toprağının bir parçası yaptığı Ege’de Yunanistan tarafından işgal altında tutulan adalarımıza sahip çıkan,
Dolayısıyla, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamasını hak eden tek partidir HKP.
Mustafa Kemal Gelenekli Türk Ordusu’nun başına çuval geçirilirken HKP tepkisiz kalmadı, ABD Emperyalizmini ve “ne notası, müzik notası mı?” diye dalga geçen yerli satılmışları teşhir etti, alanlara çıktı.
“Ergenekon, Balyoz” vb. adlı CIA Operasyonlarıyla, Mustafa Kemalci, Yurtsever Askerler, Aydınlar, Bilim İnsanları Silivri’ye, Hasdal’a gönderilirken, HKP Silivri’de barikatları yıktı.
HKP, Türban Ortaçağ Karanlığının simgesidir, gericiliğin bayrağıdır, Laikliğe, Laik Cumhuriyet’e saldırıdır, diyerek bu saldırılara karşı savaş açtı. İçinde bulunduğumuz karanlık günlerin geleceğini yıllar öncesinden gösterdi.
Kamu Malları yağmalanırken HKP bu yağmaya karşı mücadele yürüttü.
Mustafa Kemal’e, Silah Arkadaşlarına, Birinci Kuvayimilliyecilere karşı Vahdettin’lerin, Damat Ferit’lerin torunları AKP’giller’in başlattığı saldırılara karşı HKP sesini yükseltti.
15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşında, susarak veya sinerek veya biat ederek teslim olunurken, “darbe girişimi” denerek iki Ortaçağcı gerici gücün Laik Cumhuriyet’in ganimet kapışması kutsanırken, tek sesini yükselten HKP oldu.
ABD ve AB Emperyalistlerinin ve yerli satılmışların bu aşağılık saldırılarına karşı susanların, kenardan izleyenlerin, sessiz kalanların, Laikliği dert edinmeyenlerin, Mustafa Kemal’i sömürenlerin, Yedi Düvele Karşı verilen Kurtuluş Mücadelesini Antiemperyalist olarak görmeyenlerin, Ege’de 18 adamız göz göre göre Yunanistan Devletine peşkeş çekilirken tık demeyenlerin, hakkı değildir 29 Ekim’i kutlamak.
Halklarımıza bu karanlıktan çıkışın yolunu gösteren, Yeni Sevr’e karşı İkinci Kurtuluş Savaşı’nı örgütlemeyi bir görev olarak kabul eden HKP hak ediyor 29 Ekim’i kutlamayı.
Ve HKP 29 Ekim’de alanda olacak.
Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mıza Genelkurmaylık yapan Ankara’da olacak.
Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın Önderine yürüyecekler HKP’liler, İkinci Kurtuluş Savaşı’mız’ın önderliğini üstlenmiş ve bunun gereğini layıkıyla yerine getiren ve getirecek olan İkinci Kuvayimilliyeciler olarak. 16.10.2017

HKP
Genel Merkezi

24 Eylül 2017 Pazar

Kurtuluş Partisi Gençliği Eğitimin Gericileştirilmesine Karşı Kadıköy’deydi

Her geçen gün, AB-D ve onların yerli işbirlikçileri AKP’giller iktidarıyla hızla gericileştirilen ülkemiz, faşist bir din devletine doğru ilerliyor. AB-D Emperyalistleri Büyük Ortadoğu Projesi’nin ayaklarını devam ettirmek için, Ortaçağcı AKP’giller eliyle eğitim-öğretimi daha da gericileştirip, işçi sınıfının yedek güçlerinden olan dinamik karakterli, olaylara hızlı tepkiler geliştiren gençliğin önüne her geçen gün bir set daha koyuyor. Özellikle 4+4+4 eğitim sistemiyle beraber hızlanan gerici saldırılar, İmam Hatip ortaokullarının yeniden açılması ve mevcut İmam Hatip Liselerinin sayısının arttırılması, okullarda karma eğitimin kaldırılmak istenmesi, bilimsellikten ve laiklikten gittikçe uzaklaşılması gençliğin zihninin bir örümcek ağı ile sarılmasını amaçlıyor.
Biz de bu ülkenin aydın gençliği olarak, bulunduğumuz her alanda, başta okullarımız gelmek üzere, mahallemizde ve ülkemizin her yerinde Kurtuluş Partisi Gençliği olarak gericiliğe karşı mücadele ediyoruz. 
Bu mücadelenin bir parçası olarak da 24 Eylül’de Kadıköy’de Kurtuluş Partisi Gençliği olarak yapılan gerici müfredata karşı bir eylem gerçekleştirdik. Bayraklarımızla, dövizlerimizle, “Yaşasın Devrimci Mücadelemiz”, “Ortaçağcı Gericiliğe Geçit Vermeyeceğiz”, “Yaşasın Demokratik, Laik, Bilimsel Eğitim” sloganlarıyla Kadıköy’de basın açıklamamızı yaptık.
İstanbul İl Gençliği’nden Seher Yoldaş’ın yaptığı basın açıklamasında AKP’gillerin eğitimin içinin boşaltılıp, laikliğin izlerinin silinip, eğitim sistemiyle bir oyuncak gibi oynandığını vurgulayarak

18 Eylül 2017 Pazartesi

HKP, Gençliği İkinci Kurtuluş Savaşı’na Çağırıyor

Kardeşler, dostlar!
Açlığa, sefalete mahkûm edilen, ordusu FETÖ ve AKP’giller tarafından icra edilen, ABD’nin, CIA’nın güdümündeki Ergenekon-Balyoz düzmece hukuk maskeli operasyonları  ve 15 Temmuz Kanlı Ganimet Paylaşım Savaşı ile rezil edilip, savaşma gücü yok edilen, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) planı çerçevesinde parçalanmaya hazır hale getirilen ülkemizde yeni bir okul dönemine girdik.
Keşke giriş cümlemiz bu kadar acı, bu kadar keskin olmasaydı ama ne yapalım, “ahval”imiz böyle.
Tarihte ilk başarıyla sonuçlanan Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı ile Mustafa Kemal’in önderliğinde kurulan ülkemiz, 1950’de saltanatı ve şeriatı açık açık savunan Menderes Hükümeti  ile birlikte emperyalistlere peşkeş çekilmeye başlanmış ve planlar “Yeşil Kuşak Projesi” ile şekillendirilmiştir. O günden sonra deyim yerindeyse gün yüzü görmemiştir güzel ülkemiz.
Bu gidişi gören Mustafa Kemal ve Devrimci Gelenekli Ordu Gençliğimiz bir çıkış yapmak istemiş,  27 Mayıs 1960 Politik Devrimi’ni patlatmıştır. 27 Mayıs’ın olumlu etkisi ile gençler, o dönem tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sosyalizmi kitleler halinde benimsemişler ve devrimci mücadeleye girmişlerdir.
Bununla birlikte sendikal haklar da kazanan İşçi Sınıfı öncülüğüyle sınıf hareketi de her gün ilerlemiş, sendikalar hızla örgütlenmeye başlamıştır. DİSK kurulmuştur.
Bu gidişatı durdurmak isteyen başta ABD Emperyalistleri olmak üzere Emperyalist çakalların örgütlediği 1971 Faşizmi ile, tam bağımsız ve demokratik bir vatan uğruna mücadele eden gençler pusularda, dar ağaçlarında ve işkencelerde katledilmiştir. Onun tamamlayıcısı 1980 faşizmi ile de ülkemizin en demokratik anayasası ve onun ilerici etkileri ortadan kaldırılmıştır.

1 Eylül 2017 Cuma

Devrim Şehitleri Ölümsüzdür! Üç Şehitler ve Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaş Ölümsüzdür!

Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!
Üç Şehitler ve Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaş Ölümsüzdür!
Ankara’nın Şentepe’sinde 1980 öncesi Ankara'da ilk yargısız infazla aramızdan bedence koparılan Mahmut-İbo-Sadi Yoldaşları ve Ankara Karşıyaka’da arkadan vurularak katledilen Engin Yüzbaşıoğlu Yoldaş’ı mezarları başında andık.
İlk olarak 1 Eylül 1979’da katledilen Şentepe’nin üç Kızıl Karanfili; Mahmut-İbo-Sadi Yoldaşları anmak için Ankara Karşıyaka Aezarlığında toplandık.