5 Nisan 2014 Cumartesi

Berkinim Elvan

En küçüğümüzdün sen, belki en masumumuzdun…
5 Ocak 1999. Ailenin en küçük çocuğu, 2 tane kız çocuktan sonra doğan erkek çocuğu. Kim bilir ne umutlarla, ne hayallerle dünyaya getirdi ailen seni. Hani her ebeveyn söyler ya yemedim yedirdim, içmedim içirdim diye... Bu senin ailen için laf olsun diye söylenen, basmakalıp sözlerden değil Berkinim…

İşçi ailesinin çocuğuydun sen, emperyalistlerin, Parababalarının daha fazla kazanmak uğruna sömürdüğü milyonlarca insandan biriydi annen ve baban. İstanbul’un devrimci semtlerinden olan Okmeydanı’nda geçti çocukluğun, orada büyüdün, okula orada başladın, orada büyümeye çalıştın. İzin vermediler Berkin! Seni büyütmediler!
Herkes biliyor artık adını, herkes seni nasıl alçakça, haince öldürdüklerini biliyor. “Emri ben verdim” diyeni de biliyor, “Benim kahraman polisim destan yazdı” diyeni de biliyor. Bu gözünü kan bürümüş insan müsveddelerini tanıyor herkes.
Seninle tanışamadık, ama seni öyle güzel anlattı ki baban bize. Küçücük yaşına rağmen paylaşmayı, kardeşliği ne kadar sevdiğini anlattı bize. Aldığın gofreti bile bölüşmeden yiyemediğini anlattı. Biz o an tanıdık seni Berkin, o zaman bir kez daha sevdik. Öyle sevdik ki içinden herkes Berkin değil 15 yaşında kardeşimiz değil, ben ölseydim dedi. Evet Berkin inan böyle dedik. Çünkü senin yaşayamadığın o hayatı yaşamak ağır geldi bize, küçücük bir fidanken seni yaşamdan koparmalarını kabullenemiyoruz.
Ama kinimiz o kadar büyük ki, öfkemiz “unutursak kalbimiz kurusun!” diyecek kadar sağlam. Geçen günler unutturamayacak seni, her geçen gün büyüyecek öfkemiz…
Ethem’in, Ali İsmail’in, Mehmet’in, Abdocan’ın, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Ahmet’in ve senin annenin gözlerinden aldık bu öfkeyi. Seni hiçbir zaman unutmayacağız Berkinim…

İstanbul’dan Genç Bir Yoldaş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Öneri/eleştiri ilet.