8 Ekim 2016 Cumartesi

Te Extranamos Comandante

Başlıkta da yazdığı gibi “Seni Özlüyoruz Komutan”!
Emperyalizme karşı duruşunu,
Ezilen halkların umudu oluşunu,
Ve düşmanlarına karşı inatçı, asla ve asla yılmaz korkmaz tutumunu
Çok mu çok özlüyoruz? Ama bizi de başkalarından farklı hale getiren seni sadece özlememiz değil, senin düşünce ve eylemlerini, emperyalizme karşı olan bükülmez iradeni şu an hala yaşatıyor ve savaştırıyor olmamızdır.
9 Ekim 1967’de seni öldürdüklerini zanneden CIA ajanları ve halk düşmanları tahmin edebilirler miydi acaba adının büyük harflerle tarihe kazınacağını ve senden sonra da sömürüsüz, eşit, kardeşçe bir dünya yaratmak isteyen herkesin senin resimlerinle ve isminle dünyanın her sokağını inletebileceğini?
Ve bugün de seni eşkıya olarak nitelendirenler, bilebilirler mi bugün dahi ezilen halkların ve dünya işçi sınıfının seni bir “halk kahramanı” olarak gördüğünü?
Tabii ki bilemezler. Seni eşkıya olarak nitelendiren, emperyalizmin ülkemizdeki uşaklarının bildikleri tek bir şey vardır, o da daha fazla insanı sömürmek, daha fazla çalmak ve insanlara çok daha fazla acılar çektirmek.


İşte seni düşman olarak görenler ve eşkıya olarak nitelendirenler bunlar. İnsanı, doğayı, yaşamı sömürdükçe sömüren, insanlığın baş haydudu ABD-AB Emperyalistleri ve onların gönüllü uşakları.
Kendin ile ne kadar övünsen azdır. Çünkü bizim tabirimiz ile bu dördüncü tür yaratıkların düşmanı olabilmek için ezilen halklara, emekçilere ve işçi sınıfına çok fazla iyiliğinin dokunması gerekir. Ve sen onlara en büyük iyiliği yaptın. Ezilen halkların, emekçilerin ve işçi sınıfının en büyük düşmanı olan ABD-AB Emperyalistlerini teşhir ettin ve onlara karşı hiçbir zaman unutulmayacak büyük zaferler kazandın.
İşte sen, bugün o yüzden emperyalistlerin ve onların uşaklarının haince saldırılarına uğruyorsun ve yine işte sen insanlığın tek umudu Sosyalizm ateşi ile yanan herkesin gönlünde ve mücadelesinde unutulmayacak yere sahipsin. Ezilen halkların ve işçi sınıfının “Komutanısın” sen.
Aslında doktorluk mesleğin gereği tüm bu yaşadığın olaylardan uzak durup çok da iyi paralar kazanıp, senin ülken dışında başka bir ülkede yapılmaya çalışılan devrime katılmayabilirdin. Ama sen öyle yapmadın. Gözünü açtın, dünyanın baş haydudu olan ABD Emperyalistlerini ve onların sömürdükleri halkları gördün. Ve onların özgürlüğü için savaşmaya başladın. Halklar üzerindeki sömürünün son bulması için doğru yolun Sosyalizm olduğuna karar verdin ve Fidel Castro ile tanışıp, mücadeleye atıldın.
Che, 8 Temmuz 1955’te tanıştığı Fidel Castro ile ömrünün sonuna dek kardeş olmuş, yoldaş olmuş ve Küba Devrimini de başarıya ulaştırmışlardır. Granma yatında başladığı insanlığın kurtuluş mücadelesini Bolivya’nın sarp dağlarında canını verene kadar sürdürmüştür ölümsüz devrimci Che Guevara. İşte bu yüzden ezilen halkların ve işçi sınıfının sonsuza kadar komutuna olmaya hak kazanmıştır.
Geçen günlerde kendini TBMM Başkanı olarak tanımlayan İsmail Kahraman adlı Ortaçağcı gerici, şeriatçı, dinci kişilik seni “eşkıya” olarak nitelendirmişti. Nerden bilebilirdi ki senin “Sarayın sofrasında kendisi gibi soytarı olmak yerine halkın sofrasında eşkıya olmak isteyeceğini”. Bu gerici kişilik senin resimlerinin liseli gençlerinin yakasında olmasını istemiyormuş. O istiyor ki gençler, çocuklar tecavüzcülüğü ile ün salmış olan Ensar Vakfı'na gitsin, tarikatlara, cemaatlere üye olsun ve kafası gerici ve yobaz düşüncelerle afyonlansın. Ve gelecekte, aynı kendileri gibi, dindar ve kindar bir nesil yetiştirsin.
İşte birkaç ay önce yaşadığımız, iki gerici gücün hesaplaşması olan 15 Temmuz hesaplaşması bunun bir sonucudur. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının kurduğu Laik Cumhuriyet'in enkazını paylaşma savaşından galip çıkan AKP'giller özellikle getirdikleri OHAL sayesinde kafalarına estiği gibi kanunlar çıkarıyor, kurumlar kapatıyor ve hatta hatta ilerici, devrimci, aydın kişilikleri de kendilerine karşı oldukları için iş yerlerinden çıkartıyor, hapishanelere atıyorlar.  Laik Cumhuriyet'i, Tayyibistan Faşist Din Devleti haline getirmeye çalışıyorlar. Ama bu zor şartlarda dahi şunu unutmayalım ki dünya tarihinde birçok devrimci bu zor zamanlardan geçmiştir. Örneğin Che ve Fidel bir avuç adamla ayaklandıklarında karşılarında kim vardı? O zamanın Küba diktatörü olan Batista adlı ABD işbirlikçisi. Ama Che ve Fidel ellerindeki bir avuç adam ile Sierra Maestra dağlarında “ Ya Özgür Vatan, Ya Ölüm” diyerek yola çıkmışlardı ve bu yolun sonunda da zafere ulaşmışlardı.
Zafere nasıl mı ulaşmışlardı?
Asla ve asla korkuya kapılmamışlardı,
Asla ve asla yılgınlığa düşmemişlerdi,
Ve asla ve asla devrime olan inançlarından ve devrimci onurlarından taviz vermemişlerdi.
İşte bunun sonucunda tarihe altın harflerle yazılan Küba Devrimini gerçekleştirmişlerdi.
Ve bizler de Türkiye’nin gerçek devrimcileri olarak Che’nin yolunda ilerleyerek ülkemizin başına bela olmuş olan ABD-AB işbirlikçisi olan AKP'giller'e ve onunla ittifak haline geçmiş olan tüm gerici piyonlara karşı Antiemperyalist İkinci Kurtuluş Savaşımız’ı vereceğiz. Ve sonunda da dünya işçi sınıfının ve ezilen halkların sonsuza kadar komutanı olan Ölümsüz devrimci Ernesto Che Guevara’nın ideallerini ülkemizde yaşatacağız. 09.10.2016
Ya Özgür Vatan ya Ölüm!


Kahrolsun Emperyalizm Yaşasın Sosyalizm!
Che Yoldaş Ölümsüzdür!
Kurtuluş Partisi Gençliği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Öneri/eleştiri ilet.