20 Eylül 2026 Pazar

Bilim Olmadan Eğitim, Laiklik Olmadan Özgürlük Olmaz!

 Saygıdeğer halkımız, öğrenci arkadaşlarımız. 2026-2027eğitim öğretim yılı başlarken, 100 yılın felaketi AKPgiller iktidarı Türkiye’sinde ne acı ki yaşayamıyoruz. Yalnızca hayatta kalabiliyoruz!

   Ülkemizin geldiği noktada; temel insani hak olan eğitim ticaribilimsel ve laik eğitimden uzak bir haldedir. Laik Cumhuriyetimize düşman, bilime düşman, insanlığa düşman ABD yapımı ve uşağı tepeden tırnağa suça batmış AKPgiller çıkar amaçlı suç örgütü, onun işbirlikçisi tarikatları veliyakatsiz, gerici kadroları elinde can çekişmektedir eğitim-öğretim sistemi. Öğrenciler eğitim hayatları boyunca sağlıklı bir barınma ortamına erişememektedir, KYK Yurtlarındaki yetersiz kontenjanlar biz öğrencileri tarikat yurtlarına cemaat evlerine yahut izbe konutlarda yok oluşun eşiğine getirmektedir. Yalnız bunla da bitmiyor, KYK Yurdunda konaklayacak kadar şanslıysak bile ya bir asansör faciası ya bir yemekhane zehirlenmesi kapıda bekliyor demektir. Okumak için bin bir çaba sarfettiğimiz, sınavlarla yarışlara sokulduğumuz üniversiteler ne yazık ki bilim yuvaları değiller, kayırmalarla belirli mevkilere getirilmiş kadroların elinde çürümekteler. Sözde Akademisyenler üniversite rektörlüğü makamlarını AKP iktidarının temsilcisi vasfıyla kullanmaktadır. Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşımızın ve Laik Cumhuriyetimizin anıt günleri olan 19 Mayıs’ları 30 Ağustos’ları 29 Ekim’leri görmezden gelip; Kutlu Doğum Haftası, Kandil, Dini Bayramlar gibi din ayinleri düzenlemektedirler. Ülkemizde 23 yıldır yarattıkları tahribatlara, zararlara, insanlık ve halk düşmanlıklarına karşı isyan eden öğrenci gençliğe antidemokratik uygulamalarla soruşturmalar açmakta, cezalar vermekte, tehditler etmektedirler. 

   Değerli Arkadaşlar; maruz kaldığımız saymakla bitmeyecek kadar zulüm politikalarından biri de ekonomidir. Bugün bir üniversite öğrencisinin aylık maaliyeti bir asgari ücreti geçmektedir. Yani daha temel insani ihtiyaçlarımızı karşılayamadan, yaşamımızı idame ettiremeden, ölümün eşiğinde bir yaşamla karşı karşıyayız öğrenciliğimizde. Günbegün artan ulaşım, beslenme, barınma maaliyetleri biz öğrencileri bu maaliyetlerin altından kalkabilmek için çalışmaya zorluyor. Binlerce arkadaşımız hem öğrencilik hem işçilik yapmak zorunda. İşte böylesine bir manzara bekliyor biz öğrencileri üniversitelerde. 

  Bununla birlikte ülkemizdeki eğitim kalitesi düşmüş, en iyi hocalarımız muhalif oldukları gerekçesi ile okullardan uzaklaştırılmış ve eğitim her kademede paralı hale getirilmiştir. Parası olanın okuyabildiği parası olmayanın ise okuyamadığı bir düzen yaratılmıştır. Artan üniversite sayıları eğitimi niteliksizleştirmiş, plansız ve programsız şekilde her şehre üniversite açılmasının bir sonucu da ismi olan, dersleri olan, sınıfları olan ancak o sınıflarda ders anlatabilecek hocaları olmayan üniversitelerin oluşması durumunu doğurmuştur. Paralı okullar ise her yeni eğitim öğretim yılında hiçbir kanuna uymaksızın fahiş miktarlarda zamlar yapmakta,oralarda etinden dişinden arttırarak okuyan emekçi halkın çocuklarına ise ya okulu bırakmayı da ya da okurken çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Ne MEB ne de YÖK eğitimdeki bu durumlara müdahale etmemekte tersine teşvik etmektedir. 

   Üniversitelerdeki ilerici dernekler ve kulüpler ise AKPgiller’in ataması sonucu rektör olan ya kayyımlar ya da yandaşlar tarafından baskı altına alınmaktadır. Birçok üniversitede bu dernekler ve kulüpler kapatılmış, kapatamadıklarını ise etkisizleştirme yoluna girerek üniversite gençliğinin tabanına yayılmasını engellemekle uğraşmaktadırlar. Buna karşı ise okullarda insanları tehdit eden, ayrıştıran ve saldıran kontrgerilla yapılanması olan ülkü ocakları gibi gerici oluşumların önü sonuna dek açılmaktadır. Tarikatlar ve cemaatler üniversitelerin kayıt aşamasında masalar açabilmekte, özellikle ekonomik durumu kötü olan öğrencileri burs ve yurt gibi zorunlu ihtiyaçlarını kullanarak kandırmaktadır. Eğitimde ve doğal olarak bir yansıması olan Üniversitelerdeki gericilerin ağırlığı o derece artmıştır ki en köklü üniversitelerden biri olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tarikat ve cemaatlerin istekleri doğrultusunda Cuma günlerine ders koyulmamıştır. 2026 eğitim öğretim dönemine başlarken ülkemizin bilim yuvası olması gereken üniversitelerimizin gerçekliği budur!

   AKPgiller iktidarı; 19 Mart darbesi ile İBB’ye yönelik yargı operasyonlarına başlayıp onlarca il ve ilçe belediyelerine çökerek yargı sistemini kendi hukuk bürolarına çevirdiğini, kaçak saraydan gelen emirlerle ısmarlama kararlar alındığını bir kez daha gösterdi. Ülkemizin bir içler acısı gerçeği de bu süreçte netçe gözler önüne serildi. Başta Y-CHP/Yeni Parti olmak üzere Online(çevrimiçi) muhalefet bu alçakça saldırılara boyun eğmiş durumdadır. Gereken tepkiyi ve karşı müdahaleyi koyacak cesaretten yoksundurlar, ancak göbekten bağlı oldukları ABD-AB Emperyalist haydutlarının kendilerine çizdikleri yörüngede dönebilirler. Emekçi halkımıza, öğrenci ve işçi gençliğe bir gelecek vadetmiyor bu siyasi yapılar.

   Arkadaşlar; Vatana ihanette de sınır tanımayan bu iktidar bugün “Barış süreci, terörsüz Türkiye” uydurmacalarıyla Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un Türkiye ayağını hayata geçirmek için başta Amerikancı Kürt hareketi ve Sevrci sahte solla iş birliği içinde hareket etmektedir. Çerçeve Yasa adını verdikleri ihanet yasasına da yine bu online muhalefet cephesi destek vermekten sakınmamıştır. On yıllardan beri Ortadoğu’da milyonlarca masum insanın kanını dökmüş ABD emperyalizminin Ankara büyükelçisi Tom Barrack’ın da içinde olduğu bu süreçte emperyalistlerin elini attığı her yerde olduğu gibi ülkemizde de halkımızın ve vatanımızın yararına bir sonuç asla olmayacaktır. Bizler ikinci kurtuluş savaşçıları olarak on yedi yaşında elinde silahıyla  Köyceğiz kuvay-ı milliye komutanlığı yapmış Hikmet Kıvılcımlı’nın “Vatan aşkını söylemekten korkar hale gelmektense,ölmek yeğdir.” şiarıyla emperyalistleri,yerli işbirlikçilerini ve onların karanlık planlarını ülkemizden def etmek için hayatımız pahasına mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

   Değerli arkadaşlar, işte bu ahval ve şerait içinde bizlere düşen görev bu toprakların tek Devrimci ve Yurtsever partisi Halkın Kurtuluş Partisi saflarında mücadele etmektir. Türkiyenin en eski ideoloji partisi HKP yerli ve yabancı düşmanlarını bilmekte, hiçbir türden baskı ve zulüme teslim olmadan birinci Kuvayımilliyeci atalarımızdan bizlere emanet olan mücadele ruhuyla ikinci Kurtuluş Savaşı cephesini örmektedir. Bu geleneğe sahip çıkan ve teslim olmayan tüm genç arkadaşlarımızı bu cephede yerini almaya davet ediyoruz.

 

   Bulunduğumuz her alanda;okullarımızda,üniversitelerimizde,işyerlerimizde bu mücadeleyi sürdürecek,Laik Cumhuriyet ve ilkelerini müdafaa edeceğiz!

 

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!

YAŞASIN DEMOKRATİK, LAİK, BİLİMSEL PARASIZ EĞİTİM MÜCADELEMİZ!

YAŞASIN HKP GENÇLİĞİ!

YAŞASIN HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ!

 

 

HKP GENÇLİĞİ

14 Eylül 2026