7 Mayıs 2015 Perşembe

Katledilişlerinin 43. Yılında Üç Fidan Gençliğin Devrimci Mücadelesinde Yaşıyor

İyi insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
iyilik beklenmesin!

Özgür insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
kavuşsun özgürlüğe herkes,
özgürlük sevgisi geçersiz olsun!

(Bertolt BRECHT)

6 Mayıs 1972’de 12 Mart Faşist Cuntası tarafından katledilen üç fidan Deniz-Yusuf-Hüseyin; insanlığın böyle bir dünyaya ulaşması için verdiler mücadelelerini. Bu üç yiğit devrimci “En sekmez luverin namlusundan fırlayarak” Üniversite işgalleri, ABD Emperyalizminin simgesi 6’ncı Filo’yu protesto eylemleri, işçi-köylü eylemleri, Tam Bağımsızlıkçı Mustafa Kemal Yürüyüşlerini gerçekleştirdiler. İnsan olarak doğmuş olmanın hakkını verdiler. Sonlarını düşünmediler. Kıvılcımlı Usta’mızın deyimiyle, “Görev yapmada çok iyi biliyoruz; vurmak da vardır, vurulmak da. Hepsi vız gelir ve de gelmelidir.” diyerek mücadele verdiler. Ve “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği! Yaşasın İşçiler, Köylüler! Kahrolsun Emperyalizm! Kahrolsun Faşizm” sloganlarıyla koştular ölümsüzlüğe. Halklarımızın gönlünde ve mücadelesinde de Kahraman olarak yaşamaya devam ediyorlar.


Varoluş amaçlarını ikirciksiz olarak ortaya koydular, “Kendimizi Türkiye Halklarının Kurtuluşuna
adıyoruz” sözüyle ölümle sınandılar ve sınavı geçtiler. O yüzden bedence aramızdan ayrılışlarının 43’üncü yılında unutulmadılar. Aradan geçen 43 yılda Denizler, Hüseyinler, Yusuflar, Mahirler, sürekli çoğalmaya devam ettiler. Marks-Engels-Lenin-Kıvılcımlı Ustalar gibi, Spartaküsler, Kawalar, Bedrettinler, Pir Sultanlar, Cheler gibi, Denizler, Yusuflar, Hüseyinler, Mahirler de, ulu bir çınar gibi Halkların gönlüne kök saldılar ve her geçen gün artan bir özlem ve sevgiyle anılıyorlar.

Peki Neydi bu Varlıklarını adadıkları mücadelenin temel ilkeleri?

“Kurtuluş savaşı. Türkiye Halkının Emperyalizme ve onun emrindeki dahili güçlere karşı verdiği bir direnme savaşıdır. Kurtuluş Savaşı ezilen uluslar adına Türkiye Halkının Emperyalizme ilk ve güçlü şamarıdır. Kurtuluş savaşı, subay ve aydınların öncülüğünde, köylüler, işçiler, esnaf ve zanaatkârların omuz omuza yürüttükleri bir mücadeledir.”,

“Bizler, İkinci Kurtuluş Savaşçılarıyız”,

“Ulusal Varlığımızı yok etmek isteyen Emperyalizme ve Yerli ortaklarına karşı, Millici ve devrimci sınıfların takip etmeleri gereken milli demokratik devrim stratejisi, hareketimizin çizgisidir. Bütün millici sınıf ve tabakaların ortak devrim anlayışı, Milli Kurtuluş Savaşı’nın bu savaşı ve onun başındaki Mustafa Kemal’i yok edici, ortadan kaldırıcı bir düzen kuran, karşıdevrimci-gerici ittifaka
karşı yapılmış olan 27 Mayıs Devrimi’nin ve 1961 Anayasası’nın BİR DEVAMI VE TAMAMLAYICISIDIR”,

“Bunun içindir ki bizler, TÜRKİYE TOPLUMUNUN TARİHİ GEÇMİŞİNDE OLAN ULUSAL ve
DEVRİMCİ OLAN NE VARSA, ONUN MİRASÇISIYIZ!” (THKO Savunması’ndan)
Ne kadar doğru temellerle ve bağlarla, kendi varlıklarını genelde insanlığın, özelde Türkiye Halklarının tarihiyle bağlıyorlardı değil mi?

Tarihin geldiği noktada İnsanlığın yok etmesi gereken Karşıdevrimci güçleri, Emperyalizmi ortaya koyuyorlar, bunun karşısındaki tarihsel varoluş savaşımız ve kazanımımız olan Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızı ve önderi Mustafa Kemal’i tanımlıyor, 27 Mayıs Devrimi’nin ve kendi mücadelelerinin de bunun ayrılmaz devamcısı olduğunu açıklıyorlardı.

Üstelik bu sözleri, 12 Mart Faşizminin sözde mahkemelerinde, idama yürüdükleri yolda yaptıkları muazzam kopuş savunmasında haykırıyorlardı. Öylesine, dikkatsiz seçilmiş sözler olamazdı, stratejilerini, yani varoluş amaçlarının manifestosunu ilan ediyorlardı, dosta ve düşmana…

ANTİEMPERYALİSTTİLER.

Ülkemizin emperyalistlerin çıkarları uğruna parçalanması demek olan Sevr’e karşıydılar. Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın Başkomutanı Mustafa Kemal’in “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” şiarını, şiar edinmişlerdi. AT (Avrupa Topluluğu) Emperyalizmine yani şimdiki AB’ye karşıydılar. “Onlar Ortak Biz Pazar” sloganını haykırıyorlardı.

ANTİFEODALDILAR.

Halklarımızı Ortaçağ karanlığına yani Şeriata götürmeye ant içen, “Kanlı Pazar”ı yaratan, 6’ncı Filo önünde secdeye yatan din yobazlarını, emperyalizmin “Yeşil Kuşak”çılarını, devrim cephesinin değil, karşıdevrim cephesinin yok edilmesi gereken müttefikleri olarak değerlendiriyorlardı.

ANTİŞOVENDİLER.

Son sözlerinde haykırdıkları Türk ve Kürt Halkının kardeşliğinin, “Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı” ilkesinin samimi savunucusuydular.

Bugün bu tezlerin teorik ve pratik mücadelesini tam anlamıyla yaşama geçiren, bunun için kavga veren tek örgütlü güç Halkın Kurtuluş Partisi’dir. Denizler’in uğruna ölümü göze aldıkları prensipleri devamcıları olduklarını iddia edenler tarafından inkâr edilmektedir ne yazık ki. Denizlerin yaşamsal mirası, devrimci mirası olan Antiemperyalizm, Antifeodalizm, Antişovenizm prensipleri tümüyle hareketimizin, Halkın Kurtuluş Partisi’nin mücadelesinde yaşamaktadır.

And Olsun ki bu prensipler etrafında vermekte olduğumuz İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı başaracağız! Büyük Gezi İsyanı’mızda bunun nüvelerini iliklerine kadar yaşadık. Halkımız, varoluş temellerine,
Yurtseverliğe Mustafa Kemal’e, Bağımsızlığa, Laikliğe, özgürlüğe, demokratik değerlere sahip çıktı,
Ortaçağcılığa karşı ayaklandı. Bizimle aynı duygularla ayaklandı halkımız.

Eneski Sosyalizmin devamcıları olan biz Proletarya Devrimcileri, AB-D Emperyalizmine karşı,
Ortaçağcı Gericiliğe karşı, Şovenizme karşı en net ve tutarlı mücadeleyi, korkmadan, bıkmadan, usanmadan kararlıca sürdürüyoruz. 43 yıl önce bedence aramızdan ayrılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan yoldaşlarımız gibi…

Bu yiğitler şimdi bizim mücadelemizde yaşıyorlar ve ant olsun ki sonsuza kadar da yaşayacaklar! Ant olsun ki onların ve hayatlarını Türkiye Halklarının Kurtuluşuna adamış tüm devrim şehitlerinin hesabını soracağız! Yıllardır olduğu gibi 2015 1 Mayısı’nda da Taksim mücadelesinde en ön safta yer alan Halkın Kurtuluş Partisi ve gençliği, onların ideallerini hayata geçirecek ve mücadelesini zafere ulaştıracaktır.

Kurtuluş Partisi Gençliği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Öneri/eleştiri ilet.