13 Haziran 2014 Cuma

Bilime, öğrencilere, eğitim emekçilerine saldırılarla dolu bir eğitim-öğretim yılı daha geride kaldı

2013-2014 eğitim-öğretim yılının sonuna geldik. Normalde bizim bugün karnemizi aldığımız için mutlu olmamız, sevinmemiz gerekirdi. Ne yazık ki bunu yapamıyoruz bunun nedeni de hergün biraz daha gericileştirilen, bilimsellik ve laiklikten uzaklaştırılan bu eğitim sisteminin bizim kafalarımızı boş bilgilerle doldurmasıdır.

Tayyipgillerin temel amaçlarından biri olan gençlerin düşünmesini ve gençlerin gerçeği görmesini görmesini engelleme amacı en çok kendisini okullarda gösteriyor. 4+4+4 sistemi ile eğitimi daha iyi yaptıklarını iddia eden Tayyipgiller hükümeti, aslında tüm gençlerin İmam Hatiplere gidip, o okullarda kendi atadığı öğretmenlerle kafalarındaki yobazlaştırılmış, aslında gerçekle alakası olmayan dini bilgiler verip gençleri şeriat bataklığına sürüklemek istemektedir. İşte bizler böyle bir gericilik zamanında ne gerçek eğitim görüyoruz ne de bir şeyler öğreniyoruz.


Her sene karnemizi aldığımızda aklımıza 12.sınıfta gireceğimiz YGS-LYS adlı ve istedikleri her an değiştirebilecekleri sınavlar aklımıza geliyor. Çünkü daha önceki senelerde de gördüğümüz gibi Tayyipgiller hükümetinin ve Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı sınavlarda kopya-şifre skandalı gibi yani kendi yandaşlarına soruları verip, halkın çocuklarına ise hiçbir şey yapmamaları bu sınavların güvenilirliğini zorunlu olarak düşündürmektedir.

Tayyipgillerin saldırılarını sadece okullarda değil, sokaklarda da görmekteyiz. Şanlı Taksim-Gezi isyanımız sırasında, bizler gibi lise öğrencisi olması gereken Berkin Elvan arkadaşımız, bundan 1 yıl önce başından gaz kapsülü ile vurularak komaya girdi ve 9 ay sonrasında girdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Tayyipgiller'in kolluk kuvveti haline gelenler, Berkin gibi bir çok liseli öğrenciyi yaraladılar şanlı isyanımız sırasında. Gerek disiplin sopasıyla, gerek not baskısıyla Taksim-Gezi isyanına katılan ya da Soma'da yaşamını yitiren işçiler için derslerini boykot eden ve demokratik haklarını eylem yapmaktan yana kullanan öğrencilerin, eğitim-öğretim hakkı kısıtlanıyor. Okullarda demokrasinin gelişmesini isteyen eğitim emekçileri de baskılarla, soruşturmalarla yıldırılmaya çalışılıyor.

Eğitim hakkımızın kısıtlanmasına yönelik başka bir yaptırım ise ailelerimizden talep edilen ücretler. Tıpkı ayakkabı kutularına para sığdıramayanlar gibi, okul yöneticileri de ailelerimizi birer müşteri olarak görmekte. Çeşitli adlar altında ailelerimizden ücretler talep edilmekte, bu ücretlerin nasıl harcandığına yönelik şeffaflık sağlanamamakta. Öğrencilere güya ücretsiz verilen ve sene sonunda geri alınan kitaplar ise bilgi açısından son derece yetersiz. Bu yetersizlik sebebi ile gerek kitaplara, gerekse dershanelere dökülen para binlerce lirayı buluyor. Bu tür kısıtlamaların sonucu olarak, bazı öğrenciler her yerde mantar gibi türeyen özel liselere itilmeye çalışılıyor.

Biz öğrenci gençlik olarak böyle bir eğitim sistemini istemiyoruz. Biz Parasız,Laik,Demokratik bir Eğitim Sisteminde okumak istiyoruz. Kafalarımızı boş bilgilerle değil, bilimsel bilgilerle doldurmak istiyoruz. Eğitim sisteminin daha da kötüye gitmesini engellemek biz gençlerin görevidir ve bunun için sesimizi her yerde en gür şekilde duyuracağız.

Eğitim sisteminde Faşizme değil Bilimselliğe!

İstanbul'da Halk Kurtuluşçu Liseliler'den öğrenci bir genç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Öneri/eleştiri ilet.